You are currently browsing all posts tagged with 'travesti'.
Displaying 1 - 10 of 23 entries.

Elveda şeker

  • Posted on Haziran 22, 2016 at 00:56

Şekerli yiyecekleri çok seviyoruz hele çikolata için can veriyoruz onların bizi mutlu ettiğini düşünüyoruz. Yanlış bir şeyler var aslında ne zaman tatlı yesek bir süre sonra acıkıyor ve yeniden yeme isteği duyuyoruz kısacası şeker bizi bağımlı hale getiriyor. Şekerli bir şey yediğiniz zaman beyindeki dopamin salınımı uyarılır. Bu da sizin mutlu ve huzurlu hissetmenizi sağlar. Beyin bu hissi tanır, sever ve daha da fazlasını istemeye başlar. Bunu öğrenmek sizi korkutabilir fakat birtakım uyuşturucu maddelerin de beyinde şekerle aynı reseptörleri uyarabildiği bilinmektedir. Zararları da sadece kilo almakla sınırlı değildir. Son araştırmalar şekerin böbrek hasarları, kanser riski ve kalp hastalıkları gibi en çok korkulan hastalıklarla bağlantısı olduğunu ortaya çıkardı. Şeker yerine meyve yemeğe başlayan Bursa travestilerinden Banu böyle daha mutlu olduğunu ve aynı zamanda kısa sürede on kilo verdiğini söylüyor demek ki mutluluğun kaynağı sadece şeker değilmiş. Öğünlerinize meyve ekleyin. Sağlıklı kurutulmuş meyveler veya yaş meyveler gibi doğal olarak tatlandırılmış alternatifleri yiyeceklerinize ekleyerek, onların tatlı olduğunu düşünüp tatlı ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde kandırabilirsiniz. Böylece bir tatlı veya pastayı yemeden önce tatlı isteğinizi kesmiş olursunuz. Bu lezzet ikilisi, en obur tatlıya düşkünün bile tatlı isteğini bastırabilir. Bir bar yüzde 90 bitter çikolatayı bir kavanoz organik light fıstık ezmesine karıştırın. Bir gün buzdolabında hem soğuması hem de aromalarının birbirine karışması için bekletin. Şeker isteğiniz atak yaptığında bir tatlı kaşığı yiyin. Bir tatlı kaşığı 4.5 gram şeker içerir. Bunu her zaman yediğiniz 30 gram şeker içiren brownie’yle kıyasladığınızda, hiç ummadığınız sağlıklı yollarla şeker alışkanlıklarınızdan nasıl kurtulabileceğinizi göreceksiniz. Şekeri hayatınızdan çıkarmak sizi mutsuz değil mutlu bir birey yapacak ve pek çok hastalığa yakalanma riskiniz de bir o kadar azalacak. Değmez mi sağlık için o zararlı alışkanlıktan kurtulmaya ne dersiniz? Şimdi hemen karar alın ama sonraya ertelemeyin çünkü sonra dediğimiz her şeye zamanla bir bahane üretiyoruz. Hemen başlayanlara başlayacak olanlara selamlar başlamayacak olanlar darılmasın tabi sizi seviyorum İclal.

Uyanmayı bile bilmek lazım

  • Posted on Mayıs 31, 2016 at 23:29

Sabah yataktan kalkarken neler yapıyoruz yani nasıl uyanacağımızı biliyor muyuz? Sanırım bilmiyoruz çünkü herkesin eklem ağrıları stresleri artmış durumda haksız mıyım? Sabah gözünüzü açtığınızda öyle hemen bir telaş yataktan çıkmayın. Önce sağınıza dönün kan akışınızın hızlanmasını sağlayın sonra yatakta yavaşça doğrulun bir az oturun sonra kalkın. Kalktıktan sonra mutfağa koşup ısıtıcıya su koyuyor o arada da hemen cep telefonundan sosyal medya hesaplarınıza ve maillerinize bakıyorsunuz bunu da yapmayın. En azından yarım saat sadece aynada kendinize bakın ısıtıcıyı kapatın hemen kendinize limonlu bir su hazırlayın. Limonlu su içerek başlayın güne bunu ben demiyorum bütün uzmanlar bu aralar limonlu su diyorlar. Demek ki evde hep taze limonunuz olacak hatta Balıkesir travestilerinden Su gibi balkonunuzda küçük bir limon saksınız bile olabilir böylece hiç limonsuz kalmazsınız. Uyandığınızda ilk yaptığınız saate bakıp, servise ya da otobüse yetişmeye çalışmaksa, bu telaş hali tüm gününüzü etkileyebilir. Yataktan kaktıktan sonra hafifi bir spor yapın ya da gerinin. Vakit varsa biraz spor yanında meditasyon size çok iyi gelecektir güne zımba gibi başlarsınız. Limon suyunuzu hazırlarken gün için yapmanız gereken şeyleri düşünün. Fakat her şeyi düşünüp bir plana sığdırmaya kalkmayın. Kendinize o gün özellikle yapmanız gereken üç hedef koyun. Meditasyon yapmak birçok insan için sıkıcı veya vakit kaybı olarak görülebilir fakat uyandığınızda yaptığınız meditasyon gününüzün iyi geçmesini sağlayacaktır. Rahat bir pozisyonda oturun ve bir yere odaklanarak hiçbir şey düşünmemeye çalışın. Buna birkaç dakika devam ederek zihninizi boşaltın. Etraf stresle depresyonla boğuşan sağlıksız insanlarla doldu çünkü artık kendimize vakit ayırmayı unuttuk. Yaşam derdine düştük evet yaşam hayatta yapılacaklar önemli ama en önemlisi sensin. Kendine ne kadar çok zaman ayırırsan o kadar mutlu ve huzurlu olursun. Unutmayın diye tekrar ediyorum. Yataktan istediğiniz şekilde kalkabilirsiniz fakat kalkış pozisyonunuzun doğru olduğundan emin olun. Yataktan doğru şekilde kalkmanın tek yolu var;  önce sağınıza doğru dönün, bu kalbe giden kan basıncını azaltacaktır. Ardından oturur pozisyona geçin ve yavaşça ayağa kalkın. Bunu yapmanız çok önemli lütfen sağlığınıza dikkat edin sevgiyle kalın İclal.

Gençlik sırları

  • Posted on Mayıs 18, 2016 at 00:42

Ciltteki yaşlanmaya bağlı lekelere, sarkmalara ve kırışıklıklara karşı en etkili yaşlanma karşıtı yöntemlerden biri de somon DNA’sıdır. Özellikle dekolte, göğüs ve boyun bölgelerinde etkili olan bu yöntem, ameliyata gerek kalmadan sarkmaları da toparlıyor. Zaten biz kadınların kırk yaşından sonraki en büyük sorunu bu sarkmalar değil mi? Somon DNA’sı” yani cilde görünür gençliğini yeniden kazandırma işlemi; klinik olarak kanıtlanmış, yepyeni ve üstün bir yaklaşım sunar. Bu sistem, polinükleotidler ve hyaluronik asit moleküllerinin cilde zerk edilmesiyle uygulanır. Bu moleküller vücudun tamamen doğal elemanlarıdır. Polinükleotidler, somon balığı spermlerinden elde edilen DNA molekülleridir. Hyaluronik asit ise bağ dokumuzun temel maddesi olup, cildimizin nem dengesini sağlamaktadır. Her daim sağlıklı, genç, pürüzsüz ve ışıltılı bir cilde sahip olmak için, cilt bakımına gereken özeni göstermemiz gerekir. Cildinizi iyi tanıyın, ona zaman ayırın. Cilt yapısını iyi değerlendirebilmek için gerekirse bir uzmandan destek alın. Uzman desteği ile capcanlı bir cilde kavuşan Ankara travestilerinden Bade ne demek istediğimi anladı ama anlamayan travesti dostlara da anlatalım.Çünkü zamanla ve çevresel faktörlerin etkisiyle kaçınılmaz olarak cilt kalitesi bozulmaktadır. Kolajen ve elastik lifler parçalanır ve vücudun kendi hyaluronik asit miktarı ve işlevi değişir. Somon DNA‘sının farklı cilt ihtiyaçlarına yönelik uygulamaları vardır. Olgun, güneş hasarlı ciltlerde, genç ciltlerde, cilt gençliğini korumak ve sürdürmek amacıyla, dolgu gibi diğer yöntemleri istemeyen ya da ihtiyacı olmayan kişilerde kullanıma uygundur. Göz çevresinin aydınlatılması, yeniden yapılandırılması ve şişlik-koyu renk halkalarının giderilmesinde uygulanmaktadır. Bu uygulama çok acılı değildir. İnce iğne enjeksiyonları ile cilde verilir. Öncesinde uygulayacağımız lokal anestezik kremle iğneleme işleminin getirdiği acıyı düşürmekteyiz. Bu aşı, tek başına kullanılabilir veya dolgular, botulinum toksini, lazer, peeling, radyofrekans gibi yöntemlerle kombinasyon oluşturulabilir. Hepimizin tek dileği sanırım yaşımız kaç olursa olsun güzel görünmek bir nevi yaşlanmadan ölmek de diyebiliriz. Yaşlanmak yer çekimine karşı koymak demek sanırım bunun için uzayda yaşamamız ya da estetik operasyonlar yaptırmamamız gerekiyor. Uzayda henüz yaşam olmadığına göre biz de en kolay ve en acısız yöntemleri bulmak ve uygulamak zorundayız. Genç kalmanın bir sırrı da mutlu olmak olduğuna göre hepinize mutlu ve sağlıklı günler dilerim İclal.

Bu yaz ne moda?

  • Posted on Nisan 9, 2016 at 01:20

Yaz gelmeden gardrop düzenleme telaşına giren travesti bireyler için yaz renklerini hakkında kısa bir araştırma yaptım. Gerçi siz televizyonlardaki moda programlarından çoktan takip etmişsinizdir ama ben yine de yazayım belki hala haberi olmayanlar vardır.

Bu yazın moda trendlerinin çizdiği resim adeta renklere aşık bir ressamın tuvali gibi. Bu tuvalde yer alan teknolojik kumaşlar, brokarlar, tüller ve püsküller adeta renklerle dans ediyor. Yazın renk skalası sadece ön plana çıkan kuvartz mavi ve gül pembesiyle sınırlı değil. Karşımıza, başta turuncu olmak üzere lame, gri, beyaz, sarı, yeşil, ve mavinin her tonu çıkıyor. Batik baskılar ve tropikal desenler ise hem safari havasını ve doğaya dönüşü simgeliyor. Rengarenk giyinmeyi seven Antalya travestileri sanırım bu yaz size gülümseyecek ama Bolu travestileri gibi koyu renkleri seçenler varsa onlar biraz demode kalacak görünüyor. Grafiklere dönüşmüş çiçekler, geometrik oyunlar ve tabii çizgiler yeni sezonda renklerle iç içe. Dantel ve uçuşan tüller sadece gecelere değil, gündüz şıklığına da imza atıyor. 60’ların zarif stili, romantik renkler ve tasarımlarla bütünleşiyor. Renkleri bloklar halinde kullanmak ise geometrik modaya özgü. Zıt renkler büyük parçalar halinde üzerimizde taşınmaya hazır hale geldi.Moda haftalarına baktığımızda, özellikle de söz konusu haute couture olduğunda bu yılın en dikkat çeken renginin lila olduğu aşikar. Armani, Elie Saab ve Zuhair Murad gibi isimlerin tasarımlarıyla başlayan bu trend, sokakları da etkisi altına alacak gibi görünüyor. Lilanın en güzel tonlarını Oskar törenlerinde gördüğümüzü de unutmamak gerek.Renklerle öne çıkan detaylardan biri de fırfır, kabarık kollar ve gömleklerin ön kısmına eklenen viktoryen detaylar. Spor tarzla birleştiğinde hayli eklektik görünen tasarımların alametifarikası tabii ki cıvıl cıvıl çiçek detayları ve 80’lere gönderme yapan hacimli silüetler. Renkler sadece kıyafetlerimizi değil ruhumuzu da etkiliyor. Yüksek topuklu ve dekolte ayakkabılar da bu yaz rengarenk. Ayakkabılar feminen enerjisiyle sadece kıyafetleri değil aksesuar dünyasını da etkisi altına alıyor. Çiçekli kolyeler ve küpeler ise canlılığın tamamlayıcıları rolünde. İsteyen beğenip giyebilir renk renk seç al demişler. Sevgilerimle travesti iclal.

Kendi içine dönüş

  • Posted on Nisan 1, 2016 at 01:17

Hayatında memnun olmadığın doğru gitmeyen şeyler varsa önce kendi içine bakmalısın. İçine sevgiyle bakmayı bilmelisin. Dışarıda olan her şeyi bilmenize imkan yoktur. Siz sadece kendi içinize danışarak doğru ve yanlış hakkında bir fikir yürütebilirsiniz. Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir yanlıştır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle neyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır. Teslim olmayı bilen travesti bireylerin böyle ikilemlerle işi olmaz. Her şeyi bilme kaygısı taşıyanlar aynı zamanda çok da yanılırlar. Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız. Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz. Başına kötü şeyler gelen Antalya travestilerinden bir dostum bu senin suçun değil ama üzülmek en doğal hakkın önlemek için yapabileceklerin sınırlıydı. Sen zaten olmaması için kendinle kavga ettin, yarıştın ama olacak olan mutlaka olur diye bir j-kural vardı. Sen sadece bunu akıl edemedin. Ya da Oprah’ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, “Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir.” Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.Kendi içinde ara soruların cevabını seni iyileştirecek her cevabı orada bulacaksın. Sevgilerimle travesti İclal.

 

Uyku problemi olanlar için

  • Posted on Ocak 15, 2016 at 01:04

Öncelikle karar verin; iyi bir uyku mu, yatakta sosyal medya keyfi mi? Kararınız iyi bir uykudan yanaysa siz en iyisi o telefonu yavaşça yere koyun. Çünkü bu cihazların yaydığı mavi dalga ışıklar, beyne kendini gündüzmüş gibi hissettiriyor. Yatakta telefonsuz kalmak beyninizin çalışma hızını yavaşlatır, daha kolay uykuya dalmanızı sağlar. Karanlık, uykuyu kolaylaştıran melatonin hormonunun daha çok salgılanmasını sağladığından yatak odanızın karanlık olmalı şart. Uzmanlar kalın ve koyu renk perdeleri tavsiye ediyor. Zaten kalın ve koyu renk perdeler bu sene yeniden moda oldu Ankara’da yaşayan travestiler sosyete pazarında harika perdeleri çok ucuza bulabilir. Ben de ara sıra sosyete pazarından evime küçük ve şık şeyler alıyorum. Kaliteli ve ucuz olmaları tercih nedenimdir. On iki yılda bir yatağınızı değiştirin ve mutlaka kaliteli bir yatak seçin. Kedi otu, uykusuzluğa karşı sık kullanılan bitkilerdendir. Yatmadan yarım saat önce aldığınız takdirde, uykuya olan direncinizi kırar, güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur. Ayrıca yatakta ayaklarınızı ısıtacak bir partneriniz yoksa yünlü ve bol bir çorap giyerek uyuyabilirsiniz ayaklarınız ısındığında kan dolaşımı hızlanacak ve daha rahat uykuya dalacaksınız. Her gece ılık duş alan Bursa travestileri, Adana travestileri, İzmir travestileri aferin size böyle devam çok doğru yapıyorsunuz sıcak değil ılık duş metabolizmanızı hızlandırır ve uykuya hazırlar. Yetişkinlerin günde en az yedi saat uyuması şart diyen uzmanlar özelikle gün aydınlanmadan yani hava karanlıkken uyumanın daha yararlı olduğunu da ekliyorlar. Bir yerde okumuştum ama ne derece doğru bilmiyorum ama çıplak yatmak daha sağlıklı diyordu yazı,çıplak yattığımızda bedenimize daha fazla hakim oluyormuşuz daha hiç denemedim ama deneyenler varsa yorumlarını bekliyorum.Çıplak yatmayacak olanlar ise doğal kumaştan yapılmış gecelik ya da pijama tercih etsinler sırf güzel duruyor saten ya da ipek kumaşlarla uyumaya katlığınızda daha fazla terlediğinizi fark etmişsinizdir.Son olarak size travesti İclal’in gece uyku sırrını vermek istiyorum kış aylarında gerçek bitter çikolatan yapılmış doğal süt eklenmiş bir sıcak çikolatalı süt yaz aylarında ise soğuk süt içmek beni uykuya hazırlıyor. Bir de gün içerisindeki olumsuzlukları düşünmemeye gayret gösterin hayatın derdi bitmez bari yatağa taşımayın. İyi uykular güzeller.

 

Sıcaklara klimalı savaş

  • Posted on Ağustos 4, 2015 at 22:29

Ben bu seneki kadar sıcağı bu yaşıma kadar görmedim. Evde haşlanmış yumurta misali pişiyorum. Kiminle sohbet etmeye kalksam ilk cümle hep ay çok sıcakla başlıyor ve ne olacak böyle halimiz diye devam ediyor.

Ben sanırım bir çözüm buldum ve evime klima taktırdım. İşin açıkçası klimayı bugüne kadar çok elektrik harcıyor diye tercih etmemiştim.  Ama geçenlerde samsun travestilerinden Aşkın’ın inverter klima taktırdığını ve çok az elektrik tükettiğini duyunca fikrim değişti. Son yıllarda enerji tasarrufu sağlayan inverter teknolojisine sahip klimalara artan talebe rağmen, bu tip klimaları taktıranların yüzde seksenin klimayı yanlış kullandığını biliyor muydunuz? O zaman bugünkü görevimin doğru klima nasıl kullanılır ona özgü olmasına karar verdim ve sizler için kısa bir araştırma yaptım.

Öncelikle evimizde konfor sıcaklığını yazın 23-26 derece, kışın ise 20-24 derece aralığında tutarak enerji tasarrufu sağlayabiliriz gerçi kışın klima yerine doğalgazla ısınmak daha ucuza gelebilir o yüzden ben sadece yaz kısmıyla ilgileniyorum. Klima kullanılan alanlarda özellikle çok sıcak günlerde perde, jaluzi ve kepenklerle güneş ışınlarının içeri girmesini engelleyerek enerji tüketimini azaltabilirsiniz. Klima açıkken cam kapı açmayarak, tıpkı arabanızdaki klimayı çalıştırdığınız mantıkta kullanın.

Klimanın iç ve dış ünitesinin hava giriş-çıkış yerinin kapanmamasına dikkat edip, dış üniteyi binanın daha az güneş alan tarafına monte ettirerek, soğutmanın olumsuz etkilenmesinin önüne geçebilirsiniz. Ben evin kuzeye bakan balkonunu tercih ettim bilindiği üzere kuzey her zaman en serin yerdir. Nemin yoğun olduğu günlerde klimayı nem alma modunda çalıştırarak daha az enerji harcayıp, konfor artışı sağlayabilirsiniz. Eğer eski bir binadaysanız yalıtımı yenileyip, iç ısı dengesini daha uzun koruyabilir, enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz. Binanın dış yalıtımı çok kötüyse zaten o evde kışın da ısınma giderleriniz fazla olacağından mümkünse travesti İclal gibi kendinize yeni bir ev arayın. Periyodik bakımlarla cihazınızın ömrünü uzatabilir ve yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçebilirsiniz.

Aldığınız bütün önlemlere rağmen hala çok sıcak ise kalkın deniz kenarına gidelim. Galiba bu yaz için en iyi seçenek sahil kenarlarında pineklemek olacak. Mümkünse otelde klima olsun.Sevgilerimle.

Tek başına ve dimdik

  • Posted on Haziran 25, 2015 at 21:18

Bu dünyada herkesin bir eşi vardır diye düşünmek, günün birinde dengimizi bulacağımıza inanmak güzel duygular fakat maalesef herkes istediği ve umduğu hayatı yaşamak konusunda yeterince şanslı olamıyor.

Hiç ummadığınız bir anda bu dünyada tek başına yaşamak zorunda kalabilirsiniz ve bunun için endişe etmek, korkmak gibi duygulara kapılmak, umutsuz olmak da bizi mutlu etmeyecektir. Sevgilisinden yeni ayrılan Ankara travestilerinden Ayça bir süredir koca bir evde tek başına yaşıyor ve ondan son duyduğum söz “oh be dünya varmış” oldu. yalnız kalmak dünyanın sonu değildir onun da güzel yanları vardır ve yalnız yaşama sanatını öğrenmek için yalnız kalmaya ihtiyacımız var. Ayrılık neresinden bakarsanız bakın, insan hayatında derin izler bırakan; sosyal, psikolojik, duygusal ve maddi sıkıntılar yaşamasına neden olan zorlu bir süreçtir. Eğer sevgililerden  biri birlikteliği henüz kafasında bitirmeden bu süreci yaşıyorsa, o zaman bu süreç daha zor hale gelir. Ama ne olursa olsun çaresiz değildir ve aslında bu dünyaya yalnız gelmeyi becerebilen bir insanın yalnız yaşamaya alışması da zorlu bir süreç olsa de imkansız değildir. Ben mesela bir kaç yıldır yalnız yaşıyorum tabi ara sıra evime misafir geliyor ya da ben misafirliğe gidiyorum ama genel olarak eve geldiğimde zile basma ihtiyacı hissetmeden kendi kapımı kendi anahtarımla açıyor. Yemeğimi evde kendim yapıyor ve akşamları sohbet etmek istediğimde sosyal medya üzerinden iletişime geçiyorum. İşin açıkçası bu durum beni hiç rahatsız etmediği gibi hoşuma da gidiyor. Evde her şeyinize karışan, dağınıklığınıza kızan biri olmaması bir yerde özgürlük. Yalnız yaşamak hayattan izole olmak, kopmak değil; hayatı yeniden dizayn ederek yeniden keşfetmek, yeniden başlamaktır. Yalnız yaşayan kişilerin aslında yalnız olmadıklarını, kendileri gibi düşünen, kendileri gibi yaşayan, yaşamak isteyen, ortak kaygıları paylaştıkları yüz binlerce kişinin olduğunu görmeleri ve bu sosyal dışlanmayı yırtarak, yalnız olmadıklarını görmeleri bir yana, büyük bir sosyal güç olduklarını hissetmeleri ve kendisi gibi düşünen, kendisi gibi yaşayan kişilerle bir arada olmaları çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum.  Akşam çok sıkılınca bir travesti arkadaşımı evinde ziyaret ediyorum, deşarj olup evime döndüğümde kendimi çok rahatlamış hissediyorum. Bu şekilde bir hayatı en azından denemenizi tek başına ve dimdik ayakta durabilmeyi herkese tavsiye ediyorum. Sayğılarımla.

Mutlu’nun mutluluğu

  • Posted on Mayıs 21, 2015 at 20:54

Geçenlerde televizyon ekranlarında bir yarışma programında genç bir kızın şarkısından çok etkilendim. Kadife sesli bu genç kız şarkıyı o kadar duygusal okuyordu ki, merak edip, yarışmayı sonuna kadar izledim. Aslında ben bu tür yarışma programlarının insanlarının duygularıyla oynadığına inandığımdan prim vermemek adına pek izlemem. Ama genç kızın hem duru güzelliği hem de sesinin güzelliği karşısında büyülenmiştim. Yarışmanın sonunda benim de sesini beğendiğim genç kız hak ettiği üzere birinci seçildi. Artık müzik yapma hayali gerçek olmuştu.

O gün ekranda annesinin mutluluğu, gözlerinden okunuyordu. Nihayet kızının kötü talihi değişecek yeni bir hayata başlayacaktı. Üstelik Türkiye’nin en güzel sesli kadını Sibel Can genç kızı veliahtı olarak ilan etmiş, sonuna kadar arkasında olacağını söylemişti. Yarışmayı izlerken heyecana kapılıp, birkaç travesti arkadaşa telefon açıp genç kızı izlemelerini bile istedim. İzmir travestilerinden Sanat’ta benim gibi genç kızın sesine hayran kalmıştı.

Birkaç gün sonra sabah kahvaltısında gazeteleri karıştırırken, genç kızın evinin bahçesine giren bir kişi tarafından başından vurulduğunu okudum adeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Kim ne isterdi ki bu gencecik kızdan? Bu kız şu sıralar televizyonların haber programlarında adı sıkca geçen Mutlu Kaya idi ve sadece mutlu bir hayat sürmek isteyen genç kız televizyona çıktığından beri ailesinden ölüm tehditleri alıyordu. Bir insanın sadece şarkı söylediği için namussuz ilan edilmesi kadar alçakca bir düşünce olamaz. Babası bile karşı çıkmış bu işe  zamanında üniversite kazandığı halde okutmadığı kızını şarkıcı olduğu için suçlamıştı.

Mutlu Kaya ailesine ve kardeşlerine bakabilmek için Diyarbakır’da bir okul kantininde asgari ücretle çalışıyordu. Ama hayalleri arasında güzel yaşamak hak ettiği hayatı yaşamak vardı. İçinde büyüttüğü bu umutlarla programa katılmış İstanbul’a kadar gelmişti. Karanlık eller  Mutlu’ya mutluluğu çok görmüşler ne namus cinayeti diyerek onu öldürmek istemişlerdi. Kim di bu namus adına karar verme yetkisini kendinde bulanlar ve neye göre namussuz oluyordu insan. Üstelik bu tüm kadınların alın yazısıymış gibi istisnasız uygulanıyordu. Mutlu şimdi eski erkek arkadaşının silahından çıkan kurşunlardan dolayı yaşam savaşı veriyor. Umarım yeniden eski sağlığına kavuşup aramıza döner ve bizleri o güzel sesinden mahrum etmez. Ona bu zulmü yapanların da cezası bir gün mutlaka verilecektir. Dualarımız  seninle Mutlu Kaya sağlıkla kal.

Herkesin desteğe ihtiyacı vardır

  • Posted on Mart 24, 2015 at 18:18

Hayat hiç ummadığınız anda sizi yarı yolda bırakabilir. İşte bu anlarda herkesin psikolojik bir desteğe ihtiyaç duyması kaçınılmazdır.  Ama nedense toplumda sadece deliler psikolojik destek almalı gibi yanlış bir inanış var. Yaşadığınız sorunlardan tek başınıza kurtulmak, yakın bir arkadaşınızla paylaşmak her zaman mümkün olmayabilir. Psikolog bana çare bulamaz, zaten onun söyleyeceği her şeyi biliyorum. Sırrımı kimseyle paylaşamam diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü ne sizin ne de yakınlarınızın altından kalkamayacağı bir yükü hafifletmek, sadece psikologların işidir.

Öncelikle psikolojik destek almak için çok ciddi bir probleminiz olması gerekmiyor. Psikolojik destek, kişinin günlük hayatı içinde karşılaşabileceği tüm sorunların üstesinden gelmesinde kişiye duygusal olarak rahatlık sağlar. Kısacası bir uzman görüşünün zararı olmayacağı gibi faydaları saymakla bitmez. Siz deli falan değilsiniz sadece insansınız. Depresyona girdiği için günlerce evinden çıkmayan İstanbul travestilerinden Azra’ya istersen psikolojik destek al dediğimde bana deli muamelesi yapmayın diye azarlamıştı. Maalesef bu bizim toplumun yanlı inanışları yüzünden sorunlarla tek başımıza mücadele vermek zorunda kalıyoruz. Oysa bir üçüncü göz, bizim görmediğimiz ya da gözden kaçırdığımız bir detaydan sorunumuza çareler üretebilir.

Sanıldığının aksine psikolojik destek almak bir güçsüzlük göstergesi değil, değişmek için atılmış cesur bir adımdır. Değişmek zordur ve cesaret ister. Kişi çevresini, yaşadığı olayları değiştiremez çoğu zaman ama bakış açısını değiştirebilir. Bu değişim cesaret ve çaba ister. Psikolog sorunu çözmez, sorunu çözmek için kişinin kendi kişiliğine, şartlarına uygun çözüm yolunu bulmasına yardımcı olur, ona ışık tutar. Kişi kendi çözümünü kendisi bulur. Terapist sihirli değnekle hayatına dokunmaz. Tozları halının altına süpürerek sadece bir süre onlardan kaçabilirsiniz ama gün gelir bir volkanik patlama tarzında sorunlarınız patlar ve altında ezilmekten kurtulamazsınız.

Bazı kadınlar ise psikolog tedaviye harcayacağı parayı alışverişte harcayarak düzeleceğini zanneder eğer öyle olsaydı zengin ve her istediğini alabilen insanların hiç sorunu kalmazdı. Gelin bunu bir kişisel mesele olarak ele almak yerine tıpkı diş ağrısı, baş ağrısı gibi bir hastalık olarak kabul edelim. Unutmayın herkesin desteğe ihtiyacı vardır. Bir kuru ekmek, kuru soğanla karın doyar da ruhumuzu ne ile doyuracağız. Kişinin en önemli hastalığı ruhsal hastalıktır ve zamanında müdahale edilmesini sağlamak için üzerinde acil yazılmasını sağlayacak tek kişi sizsiniz. Sağlıcakla kalın.