You are currently browsing all posts tagged with 'travesti'.
Displaying 1 - 10 of 11 entries.

Himenin bilinmeyenleri

  • Posted on Kasım 13, 2014 at 19:45

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) “Hymen” (Himen) dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.

Hymen Yunan mitolojisinde evlilik tanrısına verilen isimdir. Hymen yapısı olarak ortasında bir delik bulunan ve vajina girişinde bulunan labuyomine dediğimiz küçük dudakların yaklaşık 1- 1,5 cm gerisinde bulunan zarsı yapıdır. Bu yapının dış tarafı daha çok deri kıvamında vajinaya bakan iç kısmı ise mukoza kıvamındadır. Ortasında bulunan delik yardımıyla içerde biriken vajinal salgılar ve adet kanı bu delik sayesinde dışarıya tahliye edilir. Kızlık zarı embriyojik dönemde yani anne karnındayken oluşmaya başlamaktadır. Bebek doğduğunda kızlık zarı mevcuttur. Anatomik ve fizyolojik açıdan kızlık zarının bilinen işlevsel bir özelliği yoktur. Kızlık zarı embriyojik dönemden kalan bir deri kıvrıntısıdır. Dış ortamla vajina arasında bir bariyer görevi gördüğü düşünülmektedir. Aslında fizyolojik hiçbir önemi olmayan kızlık zarını bazı toplumlar kutsallaştırmış ve çok önemli bir olgu haline getirmişlerdir.

Kızlık zarı bozulmadan  gebe kalan kadınlar olduğunu biliyor muydunuz? kızlık zarı bozulmadan hatta tam ilişkiye girmeden bile gebelik oluşabilir. Sürtünme şeklinde bir ilişkide, erkeğin cinsel organı vajene girmeden de spermlerin bulaşması sonucunda kadın, hamile kalabilir ama kızlık zarı duruyor olabilir. Yani bakire ama gebe olabilir. Evlilik öncesi özellikle erkeklerin kafaya taktığı kızlık zarı olayı kadınların baş belasıdır aslında, bisiklete binerken bile yırtılabilecek kadar hassas olan bu zar yüzünden, pek çok kadının hayatı pamuk ipliğine bağlanmıştır. Günümüzde modern toplumlarda çok ta önemsenmeyen kızlık zarı, istenirse yeniden dikilebiliyor. Yırtılan kızlık zarı yeniden eski haline gelmez, sadece atılan bir dikişle kanama yapacak şekle getirilir. Kızlık zarının tamirinde amaç kızlık zarını yeniden oluşturmak değil, kızlık zarının kanamasını sağlamaktır. Zar  yeniden oluşturulmasa bile kanadığı için doktor hariç kimsenin bunu bilme şansı yoktur.  Kendiliğinden iyileşmesi mümkün olmayan bu zarı şimdilerde ameliyat olan travesti bayanlarda kullanıyor. Özellikle cinsel organ yaptıran travestiler tamamen kadın olarak yeni bir hayata başlıyorlar.

Eski kafalı insanların sadece parayla bile eski haline gelen bu kızlık zarı olayına bu kadar önem vermeleri yeni nesil gençleri zor durumda bırakıyor. Özellikle evlilik yapmak isteyen genç kızların acaba bir sorun yaşar mıyım? düşüncesi bile evliliklerin eksi puanla başlamasına neden oluyor. İki kişi arasında bir beraberlik yaşanacaksa küçük bir zar parçasına değil fiziksel ve zihinsel uyuma bakılması partnerler arasında  karşılıklı güven ve sevginin önemi vurgulanmalıdır. Sağlıklı bir cinsel hayat için zar veya başka şeylerle uğraşmak yerine birbirinizi anlamaya çalışın. Her şey yoluna girecektir.

 

Eşcinsellere duyulan nefret duygusu

  • Posted on Ekim 23, 2014 at 17:19

Eşcinsel bireylere karşı duyulan kötü duyguların nedenini tıp bilimi homofobi olarak adlandırmıştır.

Heteroseksüel kişilerin homoseksüelliğe (eşcinselliğe) karşı duyduğu mantık dışı korku, nefret veya ayrımcılık şeklinde tanımlanan homo fobinin neden ve nasıl geliştiğine dair pek çok yorum yapılabilir. Bilim adamları, kişinin ailesii tarafından yetiştirilme tarzının, kişilik özelliklerinin ve içinde yaşanılan kültürün bu durumun yaşanmasında etkili olabileceğini tartışıyor. Homo fobinin nedenleri toplumsal, dini, ideolojik ya da psikolojik olabilir. Homoseksüel ilişki birçok dinde veya mezhepte lanetlenmiş, dini metinlerde Sodom ve Gomora örneğinde olduğu gibi homoseksüelliğin kabul gördüğü toplumların tanrı tarafından cezalandırıldığı öne sürülmüştür. Küçük yaştan itibaren kendini dinsel öğretinin içinde bulan birey, okudukları ve duyduklarının ışığında küçük yaşta homofobik yaklaşımlar içerisine girebilir. Özellikle ataerkil ailelerde yetişen bireyler erkeğin güçlü olması, kadınlardan hoşlanması gibi duyguları olmazsa olmaz olarak vurgulamaktadır.

Homo fobinin kökenleri psikolojik olabilir. Örneğin kendisinin eşcinsel olduğundan şüphelenen ve bu durumdan endişelenen birey, bu korkusunu homo fobi olarak dışa vurabilir. Çoğunlukla homo fobik kişilerin ilerideki yaşlarında cinsel eğilimlerinin kendi cinslerine karşı olduğu gözlemlenmiştir.

Araştırmacılar, üniversite öğrencilerinin cinsel tercih ve yönelimlerini hem kendi ifadeleri ile öğrendi hem de dışarıya göstermedikleri “kapalı” yönelimlerini bir test sayesinde belirledi. Bu sayede kendini heteroseksüel olarak ifade eden kişilerin dışarıya yansıtmadıkları homoseksüel bir eğilimleri olduğu gerçeği ortaya çıktı.  Destekleyici ve kabul edici aileler tarafından yetiştirilen katılımcıların kendi cinsel tercihlerine dair daha rahat oldukları ve içlerinde yaşadıkları ile dışarıya yansıttıkları arasında bir fark olmadığı gözlendi. Buna karşın, otoriter aileler tarafından yetiştirilen katılımcıların ise cinsel tercihleri ile dışarıya gösterdikleri yönelim arasında büyük fark olduğu ortaya çıktı. Sonuçlara göre özellikle kontrol edici ailelerin olduğu ve homoseksüellere karşı önyargılı bir ailenin bulunduğu ortamlarda yetişen kişilerin ileride homo fobi geliştirme riski daha yüksek.  Ayrıca gerçek cinsel yönelimi ile kıyaslandığında kendini daha heteroseksüel olarak nitelendiren kişilerin ise homoseksüel kişilere karşı daha fazla düşmanlıkla tepki verdiği görüldü. Cinsel yönelime dair katılımcıların gizli ve belirgin tutumları arasındaki örtüşmezliğin homoseksüel karşıtı tutumlara, dışlama ve ayrımcılık gibi davranışlara neden olduğu da ortaya çıkan en çarpıcı sonuç olarak kayda geçti.

Kısaca kişi eğer hemcinslerine karşı ilgi duyuyor, ancak bunu göstermeye çekiniyor ve heteroseksüel yönelimini ifade ediyorsa, bu uyuşmazlık nedeniyle homo fobi geliştirebiliyor ve homoseksüellere olumsuz davranışlar sergileyebiliyor. Ayrıca araştırma, homo fobi gelişiminde ailelerin tutumunun da oldukça etkili olduğunu gösteriyor.

Homo fobik şiddetin toplum, gruplar ya da bireyler tarafından uygulanan farklı biçimleri eşcinsellerin gerek bireysel, gerek toplumsal gelişme süreçlerini olumsuz yönde etkilediği ve onları baskı altında bulunmanın neden olduğu olumsuz psişik durumlara yol açtığı için “davranış bozukluğu” olarak nitelemek mümkündür.

Birçok Batı Avrupa devletinde homo fobinin nefret suçu kapsamında olmasına ve cezai yaptırımlar bulunmasına rağmen homo fobi halen diğer Avrupa devletlerinde de mevcuttur. Homo fobi nedeniyle saldırıya uğrayan ,öldürülen insan sayısı maalesef tam olarak bilinmemesine rağmen sayının oldukça yüksek olduğu söylenebilir.

Herkesin birbirini sevmesini beklemiyoruz tabi ama bu yanlış gelişen duygular yüzünden insanların öldürülmesi, aşağılanması, travesti gibi kelimelerle küçük düşürülmeye çalışılması özellikle 21. Yüzyıla yakışmayan davranışlardır. Trans bireylerin de tıpkı diğerleri gibi özgürce yaşama hakları olduğu gerçeğini unutmadan eşit insan kavramını bilerek yaşamak özellikle demokratik ülke olmanın bir kuralıdır.

Akşam evlenen sabah boşanıyor

  • Posted on Ekim 2, 2014 at 20:52

Evlilik kararı verdiğimizde karşımızdaki kişiye duyduğumuz aşk yüzünden sağlıklı karar veremeyiz.

Kısa flört devresinin arkasından evlilik hazırlıkları yapılmaya başlanır. Daha dün tanıştığımız huyunu suyunu tam olarak bilmediğimiz bir insanla ömür geçirmeye söz verir ve o imzayı atarız.Dünyada hiçbir yaptırım gücü olmayan tek imza evlenirken attığımız imza olsa gerek, şart yoktur, kısıtlama yoktur. Bugün imzayı atıp, yarın vazgeçeriz bir ömür birlikte olmaktan mahkeme kapılarında birbirlerine sert bakışlar bazen hakaretler eşliğinde herkes kendi yoluna gider. Olan her zaman geride kalan çocuklara olur annede mi kalsın, babada mı kalsın bilmeyen küçücük çocuklar bu işin en günahsız canlılarıdır.

Kalbimiz bir kere çarptı diye yapılan bu evlilikler temelinde gerçek sevgi ve saygı taşımadığı için çok kısa sürer. Aynı takımı tutmadıkları için boşanan çiftler bile olduğunu duyuyorum çok üzülüyorum..

Oysa evlilik çocukken oynadığımız evcilik oyunu gibi değildir. Hava kararınca herkes kendi evine gitmez bir insanın en mahrem, en zayıf, en savunmasız anlarına eşlik ettiğiniz bir dönemdir.Çıkarken ben sakal bıyık sevmem diye kestirdiğiniz tüyleri, eşiniz evlenince koy verir gider,  güzel giyindiğini düşündüğünüz eşinin evlilik boyunca sizi hep paspal karşılayabilir hatta uykudan uyanıp şiş gözlerle sağa sola bağırıp emirler de yağdırabilir. Mesele de burada başlar siz karşınızdaki kişinin her durumuna hazır mısınız? Hazır değilim diyorsanız o imzayı atmadan bir kez daha düşünün.

İnsanlık hali  her  zaman hayata fit bir şekilde katılamayabilirsiniz. Bazen saç baş dağınık,  kirli, çekilmez olabilirsiniz. Peki karşınızdaki kişi sizi her halinizle sevebilir mi? Öfkeden deliye dönse bile size karşı müşfik davranabilir mi?

Hasta olduğunuzda sümüklü mendillerinizi yerlerden toplayacak mı? Gerekirse hastane de başınızda günlerce uykusuz kalabilecek mi? En önemlisi de sizin değer verdiğiniz önemsediğiniz şeyleri o da sevip, sayacak mı?

Eve gelen akrabanıza sizin hatırınıza güler yüz gösterebilen, sizin sevdiğiniz her şeye katlanabilen bir eş bulmak için öncelikle kalbinizi değil mantığınızı dinleyin. Söylediklerim yanlış anlaşılmasın ben kalbinizi kapatın demiyor aksine kalbinizin istediğini mantığınıza danışın diyorum.

Aynı cinsle yapılan evliliklerin karşı cinsle yapılan evliliklerden daha uzun ömürlü olduğunu biliyor muydunuz?

Eşcinsel çiftler hatta pek çoğu yasal olarak kanun önünde birbirine söz bile vermemişken birbirlerini daha fazla tanıyorlar ve birlikte daha iyi vakit geçirebiliyorlar. Sanırım bunun nedeni daha iyi empati kurabilmeleridir.

Aynı türle yapılan evliliklerde çekilen sıkıntılar birbirine yakın olduğu için eşler birbirlerine tahammül ederken, normal çiftlerin bu kadar çabuk boşanması bana  oldukça manidar geldi , travesti ya da eşcinsel olarak adlandırılan bu bireyler hayata aynı noktadan baktıkları için daha mutlu bir ömür sürüyorlar. Evlenmeye karar verdiğiniz insanın her türlü halini yakından tanımadan o imzayı atmanızı önermem. Hele ki çok çabuk verilmiş bir çocuk sahibi olma kararı sizi zor durumda bırakabilir.

Evlilik kutsal bir müessesedir ve her iki tarafın da fedakarlık yapmasını gerektirir. Her zaman verici ve yapıcı olmak anlayışlı davranmak eşlerin asli görevi olmalıdır.

Evliliğin tüm kurallarını yerine getiren çiftlere Barış Manço şarkısında olduğu gibi bir yastıkta kırk yıl temenni ederim.

 

Öldüren Hastalık

  • Posted on Eylül 25, 2014 at 16:56

İnsanlık tarihinde geriye gittiğinizde kavimlerinin sonunun çoğunlukla bir hastalıkla geldiğini görürsünüz. Veba Avrupa’da binlerce can almış bir neslin yok olmasına neden olmuştu. Sonra cüzzam insanların birbirinden saklandığı kaçtığı, canlı canlı gömüldüğü hastalık bir çağı kapatmıştı.

Günümüzün yeni hastalığı ise Ebola.

Adını Afrika’da ki bir nehirden bu hastalık şiddetli ateş ve ishal ile başlayan insanları ölüme götüren çağın hastalığı olarak adlandırılıyor.

Ebola virüsü Batı Afrika’da 2. 900 kişinin ölümüne neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü Ebolanın can almaya devam ettiğini bildirdi.

Ebola virüsü, insanlarda ve hayvanlarda kanamalı ateş şeklinde ciddi hastalık formlarına yol açan virüstür. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 4. Risk Grubu Patojen olarak kabul edilmektedir. Virüsün doğal kaynağının Afrika’daki meyve yarasaları olduğu düşünülüyor. Virüslerin varlığı bu yarasaların coğrafi dağılımıyla örtüşüyor. Ebola virüsüne bağlı meydana gelen kanamalı ateş hastalığı sonucunda bağışıklık sisteminde çökme, pıhtılaşma fonksiyonunda bozukluk, kaçış sendromu (kanın serum kısmının damar dışına çıkması) ve şok tablosu gelişmektedir.

İlk olarak 38 yıl önce Demokratik Kongo Cumhuriyetinde çıkan bu hastalık hızlı ilerlemesi sebebiyle dünyanın sonunu getirebilir. AİDS hastalığından daha tehlikeli olduğu söylenen bu yeni hastalık korkutmaya devam ediyor.

Son yapılan açıklamalar virüsün evrim geçirerek havadan bulaşmaya başlaması ile dünya üzerinde pek çok insanın bu hastalıktan öleceğini gösteriyor.

Hastalığın henüz bilinen bir tedavi yöntemi yoktur. Özellikle ellerimizi sık sık yıkamak, ölü hayvanlara dokunmamak, hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat etmekten kaçınmak çok önemlidir.

Daha önce Dünya Sağlık Örgütünün milyonlarca insanı korkutarak aşılattığı kuş gribi, domuz gribi gibi hastalıklar aşıyla korunmaya altına alınmışken maalesef bu hastalık için geliştirilmiş bir aşı yoktur.

Hac dönemine girdiğimiz şu günlerde Hicaz’a gidecek vatandaşların Sağlık Bakanlığı tarafından bilgilendirilmeleri yapılmış olmasına rağmen hastalığın bu yolla ülkemize gelmesinden korkulmaktadır.

Birkaç ay önce turist olarak safariye giden bir travesti arkadaş grubu ülkeye döndükten sonra Ebola belirtileri gösteren iki arkadaşları apar topar doktora  götürmüş, gerekli testlerin ardından hastanede müşahade altında kalan travestilerin hastalığı kapmadığını sadece gezdikleri yerlerdeki dışkılardan  dizanteri hastası oldukları anlaşılmıştır.

Kısa zamanda tedavileri yapılıp hastaneden ayrılan travesti arkadaşlar sanırım bundan sonra safariye falan gitmezler, tatillerini Akdeniz’de güneş, deniz, kum  üçlüyse daha sağlıklı geçirirler.

 

 

 

 

 

 

 

Ezik Erkek Sendromu

  • Posted on Eylül 11, 2014 at 16:59

Erkekler daha çocukluk yıllarında babaları tarafında şiddete maruz kalır ve hırpalanırlar. Kız çocuklarına toz kondurmayan babalar erkek çocuklarının kendi aynaları gibi olmasını ister. Kendilerinin bu hayatta başaramadıkları her şeyi erkek evlatlarından bekleyen babalar, beklentilerinin karşılığını alamadıkları zaman şiddete, aşağılamaya başlarlar.

Ergenlik dönemi boyunca da bu fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalan erkek çocuklarda  Ezik Erkek Sendromu denilen psikolojik rahatsızlık başlar. Pek çoğumuzun erkek egosu olarak tarif ettiği bu rahatsızlık evli erkeklerin eşlerini  aşağılamasının şiddet uygulamasının en büyük nedenidir.

İç dünyalarındaki, dengesizliği bastırmak isteyen ezik erkekler iş hayatlarında normalden fazla başarı gösterirler onların oyun bahçesi işyerleridir. Takdir edilmek, alkış almak çocuklukta yaşadıkları travmaya iyi gelse de evlerine döndüklerinde kendi çocuklarına kendi babalarının yaptığı haksızlığı yapmaktan geri durmazlar.  Evli oldukları eşlerine sürekli mızmızlanan  kesinlike mutlu olmayan sevgisini bir silah  gibi kullanan ezik erkekler çevresini mutlu değil bedbaht etmeye programlanmışlardır. Ezik erkeklerin eşleri tüm çabalarına rağmen memnun edemedikleri kocaları yüzünden doktor doktor dolaşıp bir çare ararlar oysa çare ezik eşlerinin tedavi edilmesinde geçmektedir.

Bu erkekler evlendiğiniz güne lanet ettirmek için uğraşıp sizi adeta boğarken bu yaptıklarından zevk alırlar çünkü asıl amaç geçmişin intikamını almaktır.

Kendi çevremde yaşadığım bir olayı örnek gösterecek olursam; Ezik bir baba Öz oğluna eşcinsel yakıştırması yaparak “travesti olacak hanım bu çocuk diye” eşek sudan gelene kadar dayak atmış daha sonra yaptığından pişman olacağına kendini savunarak “testi kırılmadan önlem almak iyidir” demişti.  Kendi yaşadığı travmayı erkek çocuklarına yaşatmaktan korkmayan bu babalar tedaviyi reddettiği sürece sağlıklı bir nesil yetiştirmek maalesef mümkün değildir.

Kırmızı Şemsiye ve Seks İşçiliği

  • Posted on Eylül 4, 2014 at 15:38

Kırmızı Şemsiye Derneği ezilen hor görülen seks işçileri ve transların yanında yer aldı.

3 Mart’ta düzenlediği panelde seks işçilerini ve travestileri konuşturan dernek ,  yaşanan skandalları mağdurların ağzından tüm dünyaya duyurdu.

Normal bir ortamda çalışma fırsatı bulamayan travestiler hayatlarını kazanmak için nasıl seks işçisi olduklarını anlattılar. Oturdukları evlerden polis zoruyla çıkarılan, aşağılan, kabul görmeyen bu insanlar “devlet dairesinde iş verdiniz de biz mi  yapmadık” derken o kadar haklıydılar ki hikayeleri dinlerken gözlerim yaşardı.

Ailesi tarafından cinsel istismara uğrayan genç kızlarımız seks işçiliğine zorla itilirken, yine ailesi tarafından kabul görmeyen trans bireyler bu yolla hayatta hayatta kalmaya mecbur bırakılmışlardır.

Savaşın ağır yaşandığı topraklarda kadınlar tecavüze uğrayıp, meta gibi satılırken dünya gözlerini kapamış sessiz kalmıştır. Dünyaya gelen her canlının yaşam hakkı vardır.

Kendi evlatlarımıza yapılmasını hoş görmeyeceğimiz bu davranışları şiddeti seks işçilerine layık görmek hiçbir canlının haddi değildir. Kadın eğer isterse kendini bir erkeğe sunar istemediği zaman ise bunun adı tecavüzdür.

Resident Evil: Ama Yine Gecikmeli Final Chapter '

  • Posted on Ağustos 19, 2014 at 18:28

Geçmişte uzun soluklu RESIDENT EVIL serisi için aşkımdan hiç saklamadım, ve bu gün ben dünya-Koşar, adrenalin yakıtlı, Zombi film serisi benim coşku ve heyecan ifade ediyor. Ancak ne yazık ki, seri altıncı (ve son) taksit zamankinden erken 2013 yılında Greenlight yana epeyce aksiliklere konu olmuştur.

2012′in Resident Evil ile: Retribution bir kez daha dünya çapında gişede parlak performans, daha fazla bir netice üretmek için Sony ve Screen Gems için bir no-beyin (amaçlanan korkunç Cinas) gibi görünüyordu. Paul WS Anderson kere daha sonraki filmi yazmak ve doğrudan ayarlamak, bir Eylül 2014 çıkış tarihi başarılabilir fazla görünüyordu. Ancak, film Anderson’ın Pompeii ile ilgili üretim sonrası önümüzdeki yıl kadar daha uzun, daha önce beklenenden daha için yönetmenin dikkatini gerekli ertelenmişti. Şimdi, Resident Evil: nedeni aslında çok daha olumlu beklediğiniz daha olmasına rağmen SON BÖLÜM, bir kez daha ertelendi!

Filmin sahnelerinde hiçbir travesti arkadaşın rol almamış olması, dünyada travestilerin halâ kabullenilemediğini gösteriyor diyebilir.

Bayilik yıldız Milla Jovovich o koca (ve yönetmen) Bay Paul WS Anderson ile onu ikinci çocuk bekliyor gibi bir sonraki filmi için filme şimdi, gelecek yaz başlayacak ortaya koymuştur! Aşağıda onun resmi Facebook sayfasından ona mesaj görebilirsiniz:

‘Mutlu Pazartesi herkes!

Final Bölüm: Bu orjinal Ben Resident Evil üzerinde çalışmaya başlamak için Cape Town, Güney Afrika arasındaki ilgili ne kadar heyecanlı size anlatmak için bir yazı olacaktı.

Ama … Kocam Paul ve ben sadece biz bir bebek beklediklerini keşfetti !!!

Yani tartışma çok sonra, biz onu denemek ve bir RE filmi mücadele için yola önce bebek doğduktan kadar beklemek herkesin yararına olacağını düşündüm. Dublör çalışmalarına ve ne benim sürekli genişleyen karın olacak arasında biz gebelik ve zombi öldürme iyi combo olduğunu düşünüyorum vermedi! Lol! Ben yakın gelecekte öldürme olacak tek şey cupcakes sonsuz bir kaynağı olduğunu düşünün. Zebra …

Tüm ciddiyetiyle olsa da, biz en iyi film mümkün yapmak istiyorum ve bu benim şimdiki durumda, az söylemek, son derece zor olacaktır.

Zaten Güney Afrika’da film üzerinde çok çalışıyordu herkese teşekkür ederiz ve biz böylece tüm önümüzdeki yaz sizinle birlikte çalışan arıyoruz söylemek için bir dakikanızı almak istiyorum. Biz geldiğinde Ve, umarım bizim küçük ailesinin en yeni üyesi olacak! Yay!

Ben gitmeden önce, ben de büyük bir daha RE serisinin bir sonraki taksit için çok hasta bekleme olmuştur tüm şaşırtıcı hayranları için teşekkür göndermek istiyorum! YOU ROCK!

Herkes anlamak için çok teşekkürler! Herşey gönlünce olsun! ‘-m

Üzgün ​​olmasına rağmen biz büyük olasılıkla Alice daha fazla şemsiye mutasyon organını görmek için 2016 yılına kadar beklemek zorunda kalacaklar, bu karar THN en mükemmel mantıklı ve biz yapar Jovovich ve Anderson için mutluluk bir şey var ama. Bu süre içinde, biz hala Alice’in kötü-ass kardeşleri şimdi hangi iki yıl insanlık için son savaşta ona katılmak olacaktır olarak spekülasyon olabilir!

Resident Evil hakkında daha fazla güncellemeleri için bizimle tekrar kontrol edin: SON BÖLÜM.

Kaynak: MJ’sFacebook

Down Pompeii: emergency meeting called after collapses in ancient city

  • Posted on Mart 3, 2014 at 00:37

Collapse of tomb wall and supporting arch prompts Italy’s culture minister to summon officials

Italy’s culture minister demanded explanations on Sunday after more collapses this weekend in the ancient Roman city of Pompeii raised concerns about the state of one of the world’s most treasured archaeological sites.

Pompeii, preserved under ash from a volcanic eruption in 79AD and rediscovered in the 18th century, has been hit by a series of collapses in recent months and years which have sparked international outcry over the neglect of the site.

Officials said the wall of a tomb about 1.7 .metres high and 3.5 metres long collapsed in the necropolis of Porta Nocera in the early hours of Sunday.

That followed a smaller collapse on Saturday of part of an arch supporting the Temple of Venus.

Heavy rains were cited as the immediate cause.

The Temple of Venus is in an area of the site which was already closed to visitors, while access to the necropolis has been closed following the collapse of the wall.

Culture minister Dario Franceschini, appointed last month in the new government of Matteo Renzi, summoned officials responsible for the site to Rome for an “emergency meeting” on Tuesday.

He said he wanted a report on the reasons for the latest collapses and would verify routine maintenance at Pompeii as well as the progress of an ambitious restoration project launched last year with European Union funds.

Italian media have highlighted the contrast between the management of Pompeii and a successful exhibition about the ancient Roman city at the British Museum in London last year, which attracted record numbers of visitors.

Pompeii, a Unesco world heritage site, was home to about 13,000 people when it was buried under ash, pumice pebbles and dust as it endured the force of an eruption equivalent to 40 atomic bombs.

Two-thirds of the 66-hectare town has since been uncovered. The site attracts more than two million tourists each year, making it one of Italy’s most popular attractions.travesti europa travesti sitesi.

Oxfam SodaStream reklamın üzerinde Scarlett Johansson ile bağlarını kesmek için baskı altında

  • Posted on Ocak 29, 2014 at 21:22

İsrail karşıtı aktivistler aktör yerleşim fabrika ile firma için reklamda görünen sonra niyet elçisi rolünü kaybetmek gerektiğini söylüyorlar

Oxfam o Batı Şeria’da bir İsrail yerleşim bir fabrika ile bir gazlı içecek şirketi için bir reklam kampanyası yıldızı kabul etti sonra Scarlett Johansson ile bağları koparmak için anti-İsrail savunucuları itibaren giderek artan bir baskı altında.

Boykot, tecrit ve İsrail’e karşı yaptırım için kampanya aktivistler bu Pazar ABD Super Bowl, Amerikan televizyon tarihinde en büyük izleyici ile reklam yuvaya yarım zamanlı sırasında hava planlanıyor Sodastream için bir reklam olarak Johansson’un görünümü ele geçirdiler.

Johansson 2005 yılından beri bir Oxfam niyet elçisi olmuştur. Savunucuları onun konumu savunulamaz olduğunu söylüyorlar.

Boykot kampanyası kurucusu Ömer “Oxfam, bir insan hakları örgütüdür. Onlar bir yerleşim inşa suç İsrailli şirket katılıyor eğer bir büyükelçiyi korumak değildir. Ikisi de devam edemez. Siz, bir şey ve onun çelişki muhafaza edemez” Barguti Guardian söyledi.

“Özellikle ABD, İngiltere ve Filistin gibi bağlı kuruluşlar ve büyük Filistin rakamlar her yerde aktivistler, çünkü İsrail’in işgal ve apartheid badana için onun adını vermek için onu bilinçli karar, yazma Tweeting veya büyükelçi olarak Johansson görevden Oxfam çağırıyor , “Barguti dedi.

Bu hafta, Johansson Kudüs Ma’ale Adumim doğusundaki yerleşim tesisinde Filistinli yüzlerce işçi istihdam ev gazlı içecek şirketi tanıtmak için kararını savunan bir bildiri yayınladı.

“SodaStream çevreye değil, İsrail ve Filistin arasında barış için bir köprü inşa birbirlerine yanında çalışan komşuları destekleyen, eşit ücret, eşit fayda ve eşit haklara almaya kararlıdır değil sadece bir şirkettir. Bu onların Ma oluyor ne ‘ale Adumim fabrika her iş günü. Oxfam için bir elçisi olarak benim çabalarının bir parçası olarak, ben bu ilerleme toplulukların birlikte katılmak yapımı ve birbirinden birlikte çalışmak ve kalitesi o işin sonucundan gurur hissediyorum ilk elden tanık olduk onların ürün ve çalışma ortamı, onların ailelerine eve getirmek ve faydaları bunlar eşit aldığınız ödeme olan ürünler kullanma konusunda eğitimli bir seçim “” Johansson tüketicilerin yapması gerektiğini sözlerine ekledi. ”

Sex and the City yıldızı Kristin Davis Ahava, aynı zamanda Batı Şeria’daki üreten bir İsrail kozmetik şirketi ile imzalanan zaman Oxfam, 2009 yılında benzer bir sorunla karşı karşıya. Bu durumda, Oxfam Davis damla vermedi ve o kısa süre sonra Ahava ile onun dernek sona erdi.

Bir Oxfam sözcüsü sadaka Johansson’un açıklamada “etkileri dikkate alınarak” olduğunu Guardian söyledi.

“Oxfam büyükelçiler bağımsızlığını saygı. Ancak Oxfam yerleşim faaliyet işletmelerin daha fazla devam eden yoksulluk ve desteklemek için çalışan Filistinli toplulukların haklarının reddi. Oxfam, İsrail yerleşimlerinin tüm ticarete karşı olduğunu inanıyor,” sözcüsü söyledi .

Ama boykot savunucuları onlar bir karar için Oxfam itmek belirtti. Barguti ve arkadaşları ABD akademik organları son zaferler bir dizi kadar çentikli ve onlar kendi katılımı için ceza olarak Fransız şirketi Veolia için İngiltere ve Avrupa’daki yerel konsey sözleşmelerin değerinde milyarlarca kilo kaybına vesile olduğunu söylemek var Kudüs’teki hafif raylı ağ.

“Oxfam Filistin sivil toplum itibarını kaybeder ve Johansson ile bağlantıları biten onun temel değerler ve ilkeler üzerinde hareket başarısız olursa çok ötesinde,. Biz ne olacağını ortaya çıkarmak için, bu durumda buna karşı baskı kampanyası devam edecektir doğru çifte standart örneği bir ders olarak tanımlanan, “Barguti dedi.

SodaStream CEO’su Daniel Birnbaum, o konumu “belası” olduğu ortaya çıktı söyleyerek, saati geri çevirmek eğer o bir yerleşim bir üretim tesisi kurduk asla İleri söyledi. 2007 yılında CEO olunca o fabrika miras. Birnbaum İsrail’in iç yapım aşamasında yeni bir büyük fabrikasında çalışmak mümkün olacağını, onun 500 Filistinli çalışanların sadakat dışarı kapatmak için baskıya boyun eğmeyen söyledi. “Biz kimsenin siyasi gündemi teşvik etmek otobüsün altında çalışanların atmak değil,” o “sadece biz onlara ateş eğer Filistinlilerin davasına yardımcı olacağını nasıl göremiyorum” sözlerine ekledi.

Çalışmalar o bölgede durdu

  • Posted on Mart 4, 2013 at 02:42

Taksim Yayalaştırma Projesi’nde yapılan çalışmalar sırasında, geç Osmanlı dönemine ait iki su gideri bulundu. Taksim Kışlası’na ait olduğu tahmin edilen tarihi kalıntı nedeniyle çalışmalar o bölgede durduruldu.

İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi çalışmaları sırasında, asfalttan 60-70 santimetre aşağıda, 80 santimetre çapında tarihi kalıntılar bulunduğunu söyledi.

Yetkililerin haber vermesi üzerine İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan ile kazı alanına gittiklerini ve incelemelerde bulunduklarını anlatan Bilgili, şunları kaydetti:

”İlk gözlemlere göre, iki ihtimal üzerinde duruyoruz. Bu su gideri Taksim Kışlası’na ait bir su gideri olabilir. Maksem’den kaynaklanan bir su yolu da olabilir. Ama daha çok Taksim Kışlası’nın atık su gideri ihtimali üzerinde duruyoruz. Bunlar ilk tespitler. Koruma Kurulu raportörleri sabah bizimle kazı alanına geldi, raporlarını tuttu. Koruma Kurulu yarın toplanacak ve bu konuya görüşecek. Koruma Kurulu üyeleri, su giderini yerinde görmek isteyebilir. Koruma Kurulu’nun vereceği karar doğrultusunda Arkeoloji Müzeleri çalışmalara devam edecek. Su giderinin bulunması, Taksim Meydanı’ndaki genel çalışmaları engelleyen bir süreç değil. Karar sürecini mümkün olduğu kadar hızlandırmaya çalışacağız” diye konuştu.

‘ÇALIŞMALAR LOKAL OLARAK DURDU’Su giderinin geç Osmanlı dönemine (1800-1900) ait olduğunu belirten Bilgili, ”Çalışmalar şu anda lokal olarak durduruldu. Diğer çalışmalar devam ediyor. Görevli bir arkeolog, çalışma alanını sürekli gözetim altında tutuyor. Herhangi bir kültürel varlığın tahribatına müsaade etmeyeceğiz” dedi. Bilgili, su giderinin nerey kadar uzandığını henüz tespit edemediklerini, çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

‘OSMANLI ESERLERİ YOK EDİLİYOR’Taksim Platformu’ndan yapılan açıklamada, Taksim’de Maksem adıyla bir su dağıtım sistemi bulunduğunun kent yönetimi dahil, hemen herkes tarafından bilindiği belirtildi.

Prof. Dr. Kazım Çeçen’in hazırladığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bastırılan kitaplarda ve belgelerde de yer alan bu su kemerinin, önemli ve bilinen bir su sisteminin parçası olduğu anlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Jeoradar sistemiyle yüzeyden bir araştırma yapılmasına dahi ihtiyaç duyulmadan girişilen kazılar ve inşaat, tarihin tahrip edilmesine neden olmaktadır. Çünkü inşaatın acelesi vardır ve yerel seçimlere yetiştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle inşaat, daha kurul kararı bile beklenmeden ihale edilmiştir. İş makineleri ile yapılan kazılarla yalnızca İstanbul’un en güzel caddeleri ve kentin merkezinde kalan son yeşil alanlar değil, Osmanlı eserleri de yok edilmektedir.

‘ŞEHİRCİLİK ADINA SKANDAL’İnşaat, rant ve inat uğruna, züccaciye dükkanına girmiş fil misali yürütülmekte, her geçen gün kentin dokusunu ve ruhunu tahribe devam etmektedir. Ortaya çıkan durum, şehircilik adına bir skandaldır. Kentin en önemli kamusal alanında kavşak çözümü olarak ele alınan proje ve uygulanan yöntem çağdaş şehircilik standartları açısından da kabul edilebilir gibi değildir.”

Projenin, kent dışındaki bir otoyol inşaatı yöntemiyle yürütüldüğü öne sürülen açıklamada, projenin hiç olmazsa çok boyutlu olarak, farklı öncelikler dikkate alınarak ve katılımla geliştirilmesi ve yönetilmesi gerektiği savunuldu.

‘PROJE DURDURULMALI’İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, en temel görevini yerine getirmediği, bir bütün olarak ele alınması gereken kentin en önemli rekreasyon ve kamusal alanının, gelişigüzel ve parça parça inşaata açıldığı iddia edilen açıklamada, projenin arkeoloji boyutunun inşaat aşamasında ortaya çıkmasının da bunun bir göstergesi olduğu öne sürüldü.

İnşaat geri dönülemez bir aşamaya gelmeden uygulamanın acilen durdurulmasını talep eden platform, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni de projeyi yeniden gözden geçirmeye ve bu kamusal alanı canlandıracak, farklı öncelikleri gözetecek, alternatifleri ortaya koyacak, demokratik katılımı sağlayacak bir proje yönetimi sergilemeye davet etti.