Displaying 1 - 10 of 309 entries.

Mutluluk veren dostlar

  • Posted on Mayıs 25, 2016 at 00:21

“En değerli çabalarınızın arkadaşlarınız tarafından lanetleneceğini bilin. Siz mükemmel oldukça en çok acıyı çekecek onlardır.”Eğer mutluluklarınızı paylaşacak dostlarınız varsa şanslısınız demektir. Zamana ayak uydurmak zorundayız. Teknoloji çağında yaşıyoruz. İlişkilerimiz de bu çağa göre değişti. Olumlu değişiklikler de var ama olumsuzlar da var. Çocukluğumdan beri duyduğum bir söz vardır;“İyi gün dostu bulmak kolay, önemli olan kötü gün dostu bulmak. İyi günde herkes yanında olur, ama kötü günde yanında kimse kalmaz.”Herkes kötü gün dostu bulamaz neyse ki ben yıllar önce rastladım kötü gün dostuma kendisi İstanbul travestilerinden ama burada adını vermek istemiyorum o hep sadece benim dostum kalsın biraz bencillik yapayım. Eğer kötü günde yanımdaysa o benim gerçek dostumdur. Bu bakış açısının yanlış olduğunu savunmuyorum. Gerçekten insan sıkıntılı gününde dostlarını yanında görmek istiyor. Aynı anda iki arkadaşıma gitmek zorunda kalsam hep sıkıntısı olanı tercih ettim. İyi olan nasıl olsa mutlu, onunla olmasam da olur diye düşünmüştüm. Mutsuz olanın daha çok ihtiyacı olduğunu düşünmüşümdür. Çevremdeki birçok insan da aynı şeyi düşünüyor. Ama son zamanlarda bir şey fark ettim. Bu konu üzerinde düşündüm ve biraz da araştırma yaptım. Bir de baktım ki kötü gün dostu bulmak ne kadar zorsa iyi gün dostu bulmak da zormuş. Şaşırmayın lütfen. Bazı insanlara dikkat edin ne zaman siz ağlıyorsunuz başucunuzda olur. Siz ne kadar kötü olursanız onun size olan şefkati daha da büyür. Ama siz başarılara imza atın bakalım o kişiyi yanınızda bulabilecek misiniz? Çok iyi bir evlilik yapın. Kariyerinizde yükselin, çok para kazanın işte o zaman o kişilerin size yaklaşımı biraz mesafeli olur. Bu söylediklerimden yanlış anlaşılmalar olmasın ama bir gerçeği de anlatmadan edemezdim. Bazı insanlar sadece mutsuz anlar için yaratılmışken bazıları da iyi günleri severler ve sadece o günlerde yanınızda olurlar bu durumdan dolayı hiç kimseyi suçlamıyorum. Çoğunlukla ben de yaşıyorum böyle durumları mesela ben iyi gün dostu sayılabilirim çünkü neşenin ve eğlencenin içinde olmak bana mutluluk veriyor ama bir insanı nasıl teselli edeceğim hakkında en ufak bir bilgim yok ve böyle durumlarda Fransız gibi kalıyor yapmacık oluyorum.  Saygılar İclal.

Gençlik sırları

  • Posted on Mayıs 18, 2016 at 00:42

Ciltteki yaşlanmaya bağlı lekelere, sarkmalara ve kırışıklıklara karşı en etkili yaşlanma karşıtı yöntemlerden biri de somon DNA’sıdır. Özellikle dekolte, göğüs ve boyun bölgelerinde etkili olan bu yöntem, ameliyata gerek kalmadan sarkmaları da toparlıyor. Zaten biz kadınların kırk yaşından sonraki en büyük sorunu bu sarkmalar değil mi? Somon DNA’sı” yani cilde görünür gençliğini yeniden kazandırma işlemi; klinik olarak kanıtlanmış, yepyeni ve üstün bir yaklaşım sunar. Bu sistem, polinükleotidler ve hyaluronik asit moleküllerinin cilde zerk edilmesiyle uygulanır. Bu moleküller vücudun tamamen doğal elemanlarıdır. Polinükleotidler, somon balığı spermlerinden elde edilen DNA molekülleridir. Hyaluronik asit ise bağ dokumuzun temel maddesi olup, cildimizin nem dengesini sağlamaktadır. Her daim sağlıklı, genç, pürüzsüz ve ışıltılı bir cilde sahip olmak için, cilt bakımına gereken özeni göstermemiz gerekir. Cildinizi iyi tanıyın, ona zaman ayırın. Cilt yapısını iyi değerlendirebilmek için gerekirse bir uzmandan destek alın. Uzman desteği ile capcanlı bir cilde kavuşan Ankara travestilerinden Bade ne demek istediğimi anladı ama anlamayan travesti dostlara da anlatalım.Çünkü zamanla ve çevresel faktörlerin etkisiyle kaçınılmaz olarak cilt kalitesi bozulmaktadır. Kolajen ve elastik lifler parçalanır ve vücudun kendi hyaluronik asit miktarı ve işlevi değişir. Somon DNA‘sının farklı cilt ihtiyaçlarına yönelik uygulamaları vardır. Olgun, güneş hasarlı ciltlerde, genç ciltlerde, cilt gençliğini korumak ve sürdürmek amacıyla, dolgu gibi diğer yöntemleri istemeyen ya da ihtiyacı olmayan kişilerde kullanıma uygundur. Göz çevresinin aydınlatılması, yeniden yapılandırılması ve şişlik-koyu renk halkalarının giderilmesinde uygulanmaktadır. Bu uygulama çok acılı değildir. İnce iğne enjeksiyonları ile cilde verilir. Öncesinde uygulayacağımız lokal anestezik kremle iğneleme işleminin getirdiği acıyı düşürmekteyiz. Bu aşı, tek başına kullanılabilir veya dolgular, botulinum toksini, lazer, peeling, radyofrekans gibi yöntemlerle kombinasyon oluşturulabilir. Hepimizin tek dileği sanırım yaşımız kaç olursa olsun güzel görünmek bir nevi yaşlanmadan ölmek de diyebiliriz. Yaşlanmak yer çekimine karşı koymak demek sanırım bunun için uzayda yaşamamız ya da estetik operasyonlar yaptırmamamız gerekiyor. Uzayda henüz yaşam olmadığına göre biz de en kolay ve en acısız yöntemleri bulmak ve uygulamak zorundayız. Genç kalmanın bir sırrı da mutlu olmak olduğuna göre hepinize mutlu ve sağlıklı günler dilerim İclal.

En değerli giysimiz

  • Posted on Mayıs 11, 2016 at 00:38

İtiraf etmeliyim ki başlığı reklamlardan çaldım ama bu konuya tam uyduğunu düşünüyorum. Gerçekten de en değerli giysi bir kadın için cildidir. İnsanların en önce cildimize dikkat çektiğinden haberimiz var ve istiyoruz ki cildimiz hiç yaşlanması her zaman genç ve güzel kalsın. Öyleyse ilk olarak cildimizi nasıl ilk doğduğumuz günkü gibi pürüzsüz tutabiliriz onu öğrenmeliyiz. Pürüzsüz kusursuz bir cildi kim istemez ki tabi ki bütün kadınlar ister. Öyleyse bunu elde etmek için biraz gayret göstermek çaba göstermek zorundayız. Önemli olan cilt tipimizi tanıyıp, onun istek ve ihtiyaçlarına göre doğru bakımın uygulanmasıdır. Düzensiz beslenme, aşırı diyetler, stres, alkol veya sigara kullanımı, antioksidan ve vitaminlerin yeterince kullanılmaması gibi içten verdiğiniz zararlar maalesef cildimizi yıpratır. Cildimizi nemli tutmak çok önemlidir. İyi bir nemlendirici ile cildimizi her gün nemlendirelim ki kuruyup pullaşma yapmasın. Güneşten ve diğer çevresel faktörlerden koruyun, mutlaka güneş koruyucu kullanın. Evde değişik gıdalarla maske yapabileceğiniz gibi güvenilir markaların maskelerini de alabilir ve siyah noktalar, gözeneklerden cildinizi arındırmalısınız. Ben haftada bir kez peeling yaptığım cildime ayrıca doğal maskeler hazırlıyorum mesela kahve telvesi çok iyi bir gerginleştiricidir ama sonrasında mutlaka nemlendirin. Yoksa cildiniz kuruyup gerilir ve kırışmalar baş gösterebilir. Ancak daha profesyonel desteklerden de zaman zaman faydalanmalıyız. Öyle ki yeni nesil cilt bakımları bu konuda birçok parametreyi içerdiği için çok kıymetli uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistem; kalsiyum karbonat ve sitrik asit karışımından oluşan, efervesan tablete benzer bir başlıkla çalışıyor. Cilde jel şeklinde zengin bir karışım sürüldükten sonra başlık bu jel üzerinde yavaşça gezdiriliyor. Sonrasında jel hafifçe köpürmeye başlıyor, çünkü jelin ve başlığın bir araya gelmesi deri yüzeyinde bir karbondioksit oluşumunu başlatıyor, cildimiz de deri yüzeyinde artan bu karbondioksit miktarını dengelemek için yüzeysel kan dolaşımındaki oksijen miktarını artırıyor. Bilmemiz gereken yıpranan bir cildin pek çok işlemden geçse bile eskisi gibi olmayacağı gerçeğidir bu nedenle biz baştan önlemlerimizi almalıyız. Bir de makyaj malzemelerini her gün kullanmak yerine ara sıra kullanarak cildimizin kapanmasına oksijensiz kalmasına izin vermeyelim. Bazı kadınlar yürüyüşe çıkarken bile kapatıcı kullanmayı tercih ediyorlar ve bu yüzden kısa zamanda ciltlerinde istenmeyen lekeler ortaya çıkıyor. Kendinize iyi bakın sevgilerimle İclal.

Bu yaz ne moda?

  • Posted on Nisan 9, 2016 at 01:20

Yaz gelmeden gardrop düzenleme telaşına giren travesti bireyler için yaz renklerini hakkında kısa bir araştırma yaptım. Gerçi siz televizyonlardaki moda programlarından çoktan takip etmişsinizdir ama ben yine de yazayım belki hala haberi olmayanlar vardır.

Bu yazın moda trendlerinin çizdiği resim adeta renklere aşık bir ressamın tuvali gibi. Bu tuvalde yer alan teknolojik kumaşlar, brokarlar, tüller ve püsküller adeta renklerle dans ediyor. Yazın renk skalası sadece ön plana çıkan kuvartz mavi ve gül pembesiyle sınırlı değil. Karşımıza, başta turuncu olmak üzere lame, gri, beyaz, sarı, yeşil, ve mavinin her tonu çıkıyor. Batik baskılar ve tropikal desenler ise hem safari havasını ve doğaya dönüşü simgeliyor. Rengarenk giyinmeyi seven Antalya travestileri sanırım bu yaz size gülümseyecek ama Bolu travestileri gibi koyu renkleri seçenler varsa onlar biraz demode kalacak görünüyor. Grafiklere dönüşmüş çiçekler, geometrik oyunlar ve tabii çizgiler yeni sezonda renklerle iç içe. Dantel ve uçuşan tüller sadece gecelere değil, gündüz şıklığına da imza atıyor. 60’ların zarif stili, romantik renkler ve tasarımlarla bütünleşiyor. Renkleri bloklar halinde kullanmak ise geometrik modaya özgü. Zıt renkler büyük parçalar halinde üzerimizde taşınmaya hazır hale geldi.Moda haftalarına baktığımızda, özellikle de söz konusu haute couture olduğunda bu yılın en dikkat çeken renginin lila olduğu aşikar. Armani, Elie Saab ve Zuhair Murad gibi isimlerin tasarımlarıyla başlayan bu trend, sokakları da etkisi altına alacak gibi görünüyor. Lilanın en güzel tonlarını Oskar törenlerinde gördüğümüzü de unutmamak gerek.Renklerle öne çıkan detaylardan biri de fırfır, kabarık kollar ve gömleklerin ön kısmına eklenen viktoryen detaylar. Spor tarzla birleştiğinde hayli eklektik görünen tasarımların alametifarikası tabii ki cıvıl cıvıl çiçek detayları ve 80’lere gönderme yapan hacimli silüetler. Renkler sadece kıyafetlerimizi değil ruhumuzu da etkiliyor. Yüksek topuklu ve dekolte ayakkabılar da bu yaz rengarenk. Ayakkabılar feminen enerjisiyle sadece kıyafetleri değil aksesuar dünyasını da etkisi altına alıyor. Çiçekli kolyeler ve küpeler ise canlılığın tamamlayıcıları rolünde. İsteyen beğenip giyebilir renk renk seç al demişler. Sevgilerimle travesti iclal.

Kendi içine dönüş

  • Posted on Nisan 1, 2016 at 01:17

Hayatında memnun olmadığın doğru gitmeyen şeyler varsa önce kendi içine bakmalısın. İçine sevgiyle bakmayı bilmelisin. Dışarıda olan her şeyi bilmenize imkan yoktur. Siz sadece kendi içinize danışarak doğru ve yanlış hakkında bir fikir yürütebilirsiniz. Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir yanlıştır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle neyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır. Teslim olmayı bilen travesti bireylerin böyle ikilemlerle işi olmaz. Her şeyi bilme kaygısı taşıyanlar aynı zamanda çok da yanılırlar. Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız. Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz. Başına kötü şeyler gelen Antalya travestilerinden bir dostum bu senin suçun değil ama üzülmek en doğal hakkın önlemek için yapabileceklerin sınırlıydı. Sen zaten olmaması için kendinle kavga ettin, yarıştın ama olacak olan mutlaka olur diye bir j-kural vardı. Sen sadece bunu akıl edemedin. Ya da Oprah’ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, “Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir.” Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.Kendi içinde ara soruların cevabını seni iyileştirecek her cevabı orada bulacaksın. Sevgilerimle travesti İclal.

 

Uyku problemi olanlar için

  • Posted on Ocak 15, 2016 at 01:04

Öncelikle karar verin; iyi bir uyku mu, yatakta sosyal medya keyfi mi? Kararınız iyi bir uykudan yanaysa siz en iyisi o telefonu yavaşça yere koyun. Çünkü bu cihazların yaydığı mavi dalga ışıklar, beyne kendini gündüzmüş gibi hissettiriyor. Yatakta telefonsuz kalmak beyninizin çalışma hızını yavaşlatır, daha kolay uykuya dalmanızı sağlar. Karanlık, uykuyu kolaylaştıran melatonin hormonunun daha çok salgılanmasını sağladığından yatak odanızın karanlık olmalı şart. Uzmanlar kalın ve koyu renk perdeleri tavsiye ediyor. Zaten kalın ve koyu renk perdeler bu sene yeniden moda oldu Ankara’da yaşayan travestiler sosyete pazarında harika perdeleri çok ucuza bulabilir. Ben de ara sıra sosyete pazarından evime küçük ve şık şeyler alıyorum. Kaliteli ve ucuz olmaları tercih nedenimdir. On iki yılda bir yatağınızı değiştirin ve mutlaka kaliteli bir yatak seçin. Kedi otu, uykusuzluğa karşı sık kullanılan bitkilerdendir. Yatmadan yarım saat önce aldığınız takdirde, uykuya olan direncinizi kırar, güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur. Ayrıca yatakta ayaklarınızı ısıtacak bir partneriniz yoksa yünlü ve bol bir çorap giyerek uyuyabilirsiniz ayaklarınız ısındığında kan dolaşımı hızlanacak ve daha rahat uykuya dalacaksınız. Her gece ılık duş alan Bursa travestileri, Adana travestileri, İzmir travestileri aferin size böyle devam çok doğru yapıyorsunuz sıcak değil ılık duş metabolizmanızı hızlandırır ve uykuya hazırlar. Yetişkinlerin günde en az yedi saat uyuması şart diyen uzmanlar özelikle gün aydınlanmadan yani hava karanlıkken uyumanın daha yararlı olduğunu da ekliyorlar. Bir yerde okumuştum ama ne derece doğru bilmiyorum ama çıplak yatmak daha sağlıklı diyordu yazı,çıplak yattığımızda bedenimize daha fazla hakim oluyormuşuz daha hiç denemedim ama deneyenler varsa yorumlarını bekliyorum.Çıplak yatmayacak olanlar ise doğal kumaştan yapılmış gecelik ya da pijama tercih etsinler sırf güzel duruyor saten ya da ipek kumaşlarla uyumaya katlığınızda daha fazla terlediğinizi fark etmişsinizdir.Son olarak size travesti İclal’in gece uyku sırrını vermek istiyorum kış aylarında gerçek bitter çikolatan yapılmış doğal süt eklenmiş bir sıcak çikolatalı süt yaz aylarında ise soğuk süt içmek beni uykuya hazırlıyor. Bir de gün içerisindeki olumsuzlukları düşünmemeye gayret gösterin hayatın derdi bitmez bari yatağa taşımayın. İyi uykular güzeller.

 

Yaşarken ölmek

  • Posted on Ekim 29, 2015 at 22:41

İnsanlar sen onları hayatında tuttuğun sürece senin hayatında yer bulurlar. Göz yumduğun kadar dürüst davranırlar. Senin onları affettiğin kadar iyi olurlar. İnsan geride bıraktıklarını özler, elinin altındakilerden sıkılır, ulaşamadıklarına tutulur ve ulaşılmaz olan hep aşk olur!

Bugünlerde beni bir kişisel gelişim kavramı sardı ki sormayın öyle güzel sözler okuyorum ki adeta etkisinden kurtulamayıp sizinle paylaşma gereği duyuyorum. Mesela şu sözdeki anlama bir bakın.” Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak istersen, nabzına değil onuruna bak, onur yerinde duruyorsa yaşıyordur.” Öyleyse onurumuzu asla yerlerde çiğnetmeyelim her şeyimizi kaybetsek de onurumuzu kaybetmeyelim. Hala açlıktan ölenler varsa dünyada, Aslında ölen insanlar değil; insanlıktır.

Ölüm hayatta büyük kayıp değildir. Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde ölenlerdir. Her gün televizyon kanallarından, gazetelerden mülteci dramını izliyoruz. Savaşlarda ölen çocukları izliyoruz ama kılımız bile kıpırdamıyor film seyreder gibi uzaktan sadece bakıyoruz. Burada ölen o çocuklar olamaz olsa olsa bizim insanlığımızdır ölen, gömmek için toprak bile kabul etmez bu duyarsızlığımızı ama hala yerimizde oturup neydi o laf klavye kahramanlığı yapıyoruz. Ben travesti İclal olarak ölen her çocukla birlikte yaşarken ölüyorum. Cevap vermen gereken tek kişi, Her sabah aynaya baktığında gördüğün kişidir. Vicdanın sızlıyorsa hala insanlık kırıntısı taşıyorsundur. Yok içinde bir yerlerde bir acı duymuyorsan Ankara travestilerinden bir bireyin dediği gibi sana geçmiş olsun.

Çoğu insan nasıl yaşanacağını, ancak ölme vakti geldiğinde öğrenir, çok yazık. Çoğu insan ömrünün en güzel yıllarını, bir apartman dairesinin odasında, televizyon seyrederek geçirir. Çoğu insan yirmi yaşında ölür ve seksen yaşında da gömülür. Bunun, sizin başınıza da gelmesine lütfen izin vermeyin.

Eğer kim olman gerektiği hakkında en ufak bir fikrin dahi yoksa arabalara, evlere ve giysilere sahip olmak tamamen anlamsızdır. Bu yüzden hayatta daha fazlasına sahip olmaya çabalamaktan vazgeç ve hayat için daha fazlası olmaya çalış. Sonsuz mutluluğun yattığı yer burasıdır. Dünyada sadece sen olsaydın mutlu olup olmadığını anlayamazsın insan kalabalıklarda yaşayabilen bir canlıdır yalnızlık bize göre değil. O zaman tüm insanlara ve insanlığa dair bir şeyler yap. Sevgiyle kalın insan kalın.

Konuşmadan anlaşmanın yolu

  • Posted on Eylül 1, 2015 at 22:52

Sadece bedeninizi kullanarak kendinizi anlatmanın bir yolu beden dilini kullanmaktır. Beden dili dünya üzerinde kabul görmüş, yıllardır uygulana bir yöntemdir ve bildiğim kadarıyla birçok kurum bu konu hakkında kurslar açıp dersler vermektedir. Basit birkaç kuralla bende size bu yazımda beden dilinden bahsetmek istiyorum.

Parmaklarınızı çıtlatmak ya da masaya vurmak boynunuzu kıtlatmak bacaklarınızı sallamak gibi gerginliğinizi belli eden tik benzeri hareketlerden kaçının Bu imajınızı zedelemekle kalmaz karşınızdaki kişinin dikkatinin dağılıp rahatsız olmasına yol açar. Hissettiğiniz her şey beden dilinize oradan da karşınızdaki kişilere yansır. Bu yüzden duygularınızı yönlendirin pozitif düşünceler besleyin. Olumlu düşünme konusunda da yazılmış pek çok kitap var onlardan yardım almayı unutmayın. Güler yüz yılanı bile deliğinden çıkarır. Pozitif bakış ve güzel bir gülümseme karşısında kimse sizin için kötü düşünceler beslemez. Ellerinizi yüzünüzde gezdirmek ya da bir yere vurmak yerine konuşmanızı güçlendirici araçlar olarak kullanın. Anlattıklarınızın etkisini artırmak için abartıya kaçmadan ellerinizle açıklamalarınıza güç katın. Tarif ettiğiniz bir şeyin büyüklüğünü etkisini ifade etmek için uygun el hareketleri kullanabilirsiniz Ancak ellerinizin oradan oraya savrulmasını önleyin onları kontrol etmeyi bilin. Aşırı derecede acemi, bilgisiz ve heyecanlı görünmemek de çok önemlidir. Önce karşı tarafa güven vermek sonra kendinizi anlatmak zorundasınız. Ben hayatımda beden dilini İstanbul travestilerinden Azra kadar iyi kullanan başka birini görmedim. Adeta hiç konuşmadan sadece mimik ve beden dili ile kendini anlatıyor.

Karşınızdaki kişiyle aranızdaki mesafe bir metreden az olmasın. Bu mesafe yakınlık derecesine ve konuşulan konuya göre değişir ama rutin kural budur. Karşınızdakinin kişisel alanına dâhil olmayın aksi takdirde sıkılmasına ve dikkatinin dağılmasına yol açarsınız. Bu durumda uzun bir sohbet de hayal olur. Kuralları doğru uygulayın asla kaybetmeyeceksiniz. Diyelim ki biri size sesleniyor boynunuzu son hızla aniden o yana çevirmek yerine yavaş ve sakin bir şekilde yönelirseniz daha kendinden emin bir duruş sergilersiniz. Öyle kaçak göçek bir iş yapıyormuşçasına hızlı hareketler her zaman kuşku doğurur.

Karşınızdaki kişiyle aranızda eşitlik olması da çok önemlidir o ne yapıyorsa siz de onu yapın.  Asla yanılmayacak olan tek dil beden dilidir ve artık onu doğru kullanmak size kalıyor. Hoşcakalın.

 

Sıcaklara klimalı savaş

  • Posted on Ağustos 4, 2015 at 22:29

Ben bu seneki kadar sıcağı bu yaşıma kadar görmedim. Evde haşlanmış yumurta misali pişiyorum. Kiminle sohbet etmeye kalksam ilk cümle hep ay çok sıcakla başlıyor ve ne olacak böyle halimiz diye devam ediyor.

Ben sanırım bir çözüm buldum ve evime klima taktırdım. İşin açıkçası klimayı bugüne kadar çok elektrik harcıyor diye tercih etmemiştim.  Ama geçenlerde samsun travestilerinden Aşkın’ın inverter klima taktırdığını ve çok az elektrik tükettiğini duyunca fikrim değişti. Son yıllarda enerji tasarrufu sağlayan inverter teknolojisine sahip klimalara artan talebe rağmen, bu tip klimaları taktıranların yüzde seksenin klimayı yanlış kullandığını biliyor muydunuz? O zaman bugünkü görevimin doğru klima nasıl kullanılır ona özgü olmasına karar verdim ve sizler için kısa bir araştırma yaptım.

Öncelikle evimizde konfor sıcaklığını yazın 23-26 derece, kışın ise 20-24 derece aralığında tutarak enerji tasarrufu sağlayabiliriz gerçi kışın klima yerine doğalgazla ısınmak daha ucuza gelebilir o yüzden ben sadece yaz kısmıyla ilgileniyorum. Klima kullanılan alanlarda özellikle çok sıcak günlerde perde, jaluzi ve kepenklerle güneş ışınlarının içeri girmesini engelleyerek enerji tüketimini azaltabilirsiniz. Klima açıkken cam kapı açmayarak, tıpkı arabanızdaki klimayı çalıştırdığınız mantıkta kullanın.

Klimanın iç ve dış ünitesinin hava giriş-çıkış yerinin kapanmamasına dikkat edip, dış üniteyi binanın daha az güneş alan tarafına monte ettirerek, soğutmanın olumsuz etkilenmesinin önüne geçebilirsiniz. Ben evin kuzeye bakan balkonunu tercih ettim bilindiği üzere kuzey her zaman en serin yerdir. Nemin yoğun olduğu günlerde klimayı nem alma modunda çalıştırarak daha az enerji harcayıp, konfor artışı sağlayabilirsiniz. Eğer eski bir binadaysanız yalıtımı yenileyip, iç ısı dengesini daha uzun koruyabilir, enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz. Binanın dış yalıtımı çok kötüyse zaten o evde kışın da ısınma giderleriniz fazla olacağından mümkünse travesti İclal gibi kendinize yeni bir ev arayın. Periyodik bakımlarla cihazınızın ömrünü uzatabilir ve yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçebilirsiniz.

Aldığınız bütün önlemlere rağmen hala çok sıcak ise kalkın deniz kenarına gidelim. Galiba bu yaz için en iyi seçenek sahil kenarlarında pineklemek olacak. Mümkünse otelde klima olsun.Sevgilerimle.

 

 

 

 

Tek başına ve dimdik

  • Posted on Haziran 25, 2015 at 21:18

Bu dünyada herkesin bir eşi vardır diye düşünmek, günün birinde dengimizi bulacağımıza inanmak güzel duygular fakat maalesef herkes istediği ve umduğu hayatı yaşamak konusunda yeterince şanslı olamıyor.

Hiç ummadığınız bir anda bu dünyada tek başına yaşamak zorunda kalabilirsiniz ve bunun için endişe etmek, korkmak gibi duygulara kapılmak, umutsuz olmak da bizi mutlu etmeyecektir. Sevgilisinden yeni ayrılan Ankara travestilerinden Ayça bir süredir koca bir evde tek başına yaşıyor ve ondan son duyduğum söz “oh be dünya varmış” oldu. yalnız kalmak dünyanın sonu değildir onun da güzel yanları vardır ve yalnız yaşama sanatını öğrenmek için yalnız kalmaya ihtiyacımız var. Ayrılık neresinden bakarsanız bakın, insan hayatında derin izler bırakan; sosyal, psikolojik, duygusal ve maddi sıkıntılar yaşamasına neden olan zorlu bir süreçtir. Eğer sevgililerden  biri birlikteliği henüz kafasında bitirmeden bu süreci yaşıyorsa, o zaman bu süreç daha zor hale gelir. Ama ne olursa olsun çaresiz değildir ve aslında bu dünyaya yalnız gelmeyi becerebilen bir insanın yalnız yaşamaya alışması da zorlu bir süreç olsa de imkansız değildir. Ben mesela bir kaç yıldır yalnız yaşıyorum tabi ara sıra evime misafir geliyor ya da ben misafirliğe gidiyorum ama genel olarak eve geldiğimde zile basma ihtiyacı hissetmeden kendi kapımı kendi anahtarımla açıyor. Yemeğimi evde kendim yapıyor ve akşamları sohbet etmek istediğimde sosyal medya üzerinden iletişime geçiyorum. İşin açıkçası bu durum beni hiç rahatsız etmediği gibi hoşuma da gidiyor. Evde her şeyinize karışan, dağınıklığınıza kızan biri olmaması bir yerde özgürlük. Yalnız yaşamak hayattan izole olmak, kopmak değil; hayatı yeniden dizayn ederek yeniden keşfetmek, yeniden başlamaktır. Yalnız yaşayan kişilerin aslında yalnız olmadıklarını, kendileri gibi düşünen, kendileri gibi yaşayan, yaşamak isteyen, ortak kaygıları paylaştıkları yüz binlerce kişinin olduğunu görmeleri ve bu sosyal dışlanmayı yırtarak, yalnız olmadıklarını görmeleri bir yana, büyük bir sosyal güç olduklarını hissetmeleri ve kendisi gibi düşünen, kendisi gibi yaşayan kişilerle bir arada olmaları çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum.  Akşam çok sıkılınca bir travesti arkadaşımı evinde ziyaret ediyorum, deşarj olup evime döndüğümde kendimi çok rahatlamış hissediyorum. Bu şekilde bir hayatı en azından denemenizi tek başına ve dimdik ayakta durabilmeyi herkese tavsiye ediyorum. Sayğılarımla.