Displaying 1 - 10 of 313 entries.

Elveda şeker

  • Posted on Haziran 22, 2016 at 00:56

Şekerli yiyecekleri çok seviyoruz hele çikolata için can veriyoruz onların bizi mutlu ettiğini düşünüyoruz. Yanlış bir şeyler var aslında ne zaman tatlı yesek bir süre sonra acıkıyor ve yeniden yeme isteği duyuyoruz kısacası şeker bizi bağımlı hale getiriyor. Şekerli bir şey yediğiniz zaman beyindeki dopamin salınımı uyarılır. Bu da sizin mutlu ve huzurlu hissetmenizi sağlar. Beyin bu hissi tanır, sever ve daha da fazlasını istemeye başlar. Bunu öğrenmek sizi korkutabilir fakat birtakım uyuşturucu maddelerin de beyinde şekerle aynı reseptörleri uyarabildiği bilinmektedir. Zararları da sadece kilo almakla sınırlı değildir. Son araştırmalar şekerin böbrek hasarları, kanser riski ve kalp hastalıkları gibi en çok korkulan hastalıklarla bağlantısı olduğunu ortaya çıkardı. Şeker yerine meyve yemeğe başlayan Bursa travestilerinden Banu böyle daha mutlu olduğunu ve aynı zamanda kısa sürede on kilo verdiğini söylüyor demek ki mutluluğun kaynağı sadece şeker değilmiş. Öğünlerinize meyve ekleyin. Sağlıklı kurutulmuş meyveler veya yaş meyveler gibi doğal olarak tatlandırılmış alternatifleri yiyeceklerinize ekleyerek, onların tatlı olduğunu düşünüp tatlı ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde kandırabilirsiniz. Böylece bir tatlı veya pastayı yemeden önce tatlı isteğinizi kesmiş olursunuz. Bu lezzet ikilisi, en obur tatlıya düşkünün bile tatlı isteğini bastırabilir. Bir bar yüzde 90 bitter çikolatayı bir kavanoz organik light fıstık ezmesine karıştırın. Bir gün buzdolabında hem soğuması hem de aromalarının birbirine karışması için bekletin. Şeker isteğiniz atak yaptığında bir tatlı kaşığı yiyin. Bir tatlı kaşığı 4.5 gram şeker içerir. Bunu her zaman yediğiniz 30 gram şeker içiren brownie’yle kıyasladığınızda, hiç ummadığınız sağlıklı yollarla şeker alışkanlıklarınızdan nasıl kurtulabileceğinizi göreceksiniz. Şekeri hayatınızdan çıkarmak sizi mutsuz değil mutlu bir birey yapacak ve pek çok hastalığa yakalanma riskiniz de bir o kadar azalacak. Değmez mi sağlık için o zararlı alışkanlıktan kurtulmaya ne dersiniz? Şimdi hemen karar alın ama sonraya ertelemeyin çünkü sonra dediğimiz her şeye zamanla bir bahane üretiyoruz. Hemen başlayanlara başlayacak olanlara selamlar başlamayacak olanlar darılmasın tabi sizi seviyorum İclal.

Siyah noktalara son

  • Posted on Haziran 15, 2016 at 00:49

Siyah noktalar yüzümüzün her yerinde çıkarak bizi sinir etmeye devam ediyorlar. Sivilcelere ve diğer lekelerin oluşmasına yardım eden siyah noktalardan kurtulmak aslında çok kolay üstelik evde yapacağımız maskeler sayesinde. Siyah noktaların önüne geçebilmek için düzenli olarak gözeneklere nüfuz eden temizleyicilerle cildi temizlemek ve engelleyici kremler kullanmak oldukça işe yarar. Evde kolayca yapılan maskelerle de siyah noktalardan kurtulmak mümkün. Yalnız alerjik reaksiyonlar için cildi önceden test etmekte fayda var. Yerleşmiş siyah noktalar ve artan sivilce problemleri için ise bir dermatoloji uzmanından yardım almak gerekebilir. Klinik aşamaya gelmeyen siyah noktalar için evde yapılabilen pratik çözümleri sizler için araştırdım bir araya getirdim. Okuyun ve elinizin altında hangisi varsa uygulayın bakalım faydasını görecek misiniz? İlk uygulama oldukça basit buhar banyosu yapmak. Evde yapılan buhar banyosu tıkanmış gözenekleri açıp siyah noktaların kolayca temizlenmesini sağlar. Bunun için elma sirkeli ya da ada çaylı buhar banyosu tercih edilebilir. Üç yemek kaşığı elma sirkesi, yarım su bardağı suyun içinde kaynatılır. Bu tarifi evinde sürekli uygulayan Ankara travestilerinden Bade güzel cildinin de sırrını sizler için açıklamış oldu. Bu yöntemi beğenmediyseniz eğer tencerede kaynamış suyun içine bir miktar adaçayı yaprağı dökülür. Siyah noktalı bölge birkaç dakika buhara tutulur. Gözenekler açılıp, cilt yumuşadığı için siyah noktalar kolayca temizlenir. Sıcak bal maskesi ikinci yöntemimiz, iki yemek kaşığı bal hafifçe ısıtılır ve içine 2 yemek kaşığı buğday tohumu eklenir. Buğday tohumu yerine limon suyu da ilave edilebilir. Bu karışım siyah noktaların olduğu bölgelere sürülüp 3-4 dakika ovulur. 15-20 dakika bekledikten sonra yüz ılık suyla durulanır. Üçüncü seçenek yulaflı maske onu nasıl yaparız derseniz işte tarif;Bir çorba kaşığı yulaf unu suda pişirilir. Koyu bulamaç halini aldıktan sonra içine 1 tatlı kaşığı badem unu katılır. Oda sıcaklığına gelene kadar soğuması beklenir ve bu karışımla problemli bölgeler ovulur. 15 dakika bekledikten sonra ılık suyla yıkanır.

Son olarak uygulanabilecek basit bir yöntem daha söyleyeyim ama biraz yumurta kokacağız.Yumurta akı gözenekleri sıkılaştırdığı için siyah nokta oluşumunu engeller. Yumurta akı cilde ince bir tabaka halinde uygulanır ve kuruması beklenir. Ardından ikinci bir katman daha yumurta akı sürülür. 15 dakika bekletilip kuruduktan sonra ılık suda ıslatılan bir havluyla siyah noktalar temizlenir. Bu kadar kolay yöntemler denemeye değer ne dersiniz? Güzel günler dilerim İclal.

Dünya gezene güzel

  • Posted on Haziran 8, 2016 at 01:47

Fırsatınız varken seyahat edin. Hayat size bu şansı veriyorsa zamanınızı, alın teriyle kazandığınız paranızı ve emeğinizi pahalı araba, lüks ev, markalı kıyafetlere harcayarak çarçur etmeyin. “Carpe diem” diye hayatı yakalayın ama işte seyahatli bir hayatı yakalayın. Dünya gezene güzel zaten ne demişler çok okuyan mı bilir, çok gezen mi tabi ki çok gezen o halde gezelim. Tatile boş zamanınızda çıkarsınız, seyahat ise bundan daha fazlası… Bir felsefe, bir yolda oluş şekli… Bakın etrafınızdaki seyyahlara, hiçbiri kendi gezilerini tatil olarak görmezler. Onlar için bir maceradır, ruhani bir yolculuk, kendini ifade etme şeklidir. Hayat bu fırsatı her zaman sunmayabiliyor insana, kıymetini bilmek lazım. Ben çocukken hiç gezemedim doğduğum şehir dışında bir yer görmek mümkün olmadı acısını şimdi çıkarmaya çalışıyorum. Artık olduğu kadar şehir şehir geziyorum. Geçen gün şöyle bir Orta Anadolu’ya açılayım dedim sağ olsunlar Sivas travestileri, Çorum travestileri çok misafirperver davrandılar. Çocuklukta gezme şansı bulduysanız ne mutlu size. Fakat çoğu kişi için gerçek fırsat lise yıllarının ardından geçiyor ele. Öğrencilik dönemi, tabi ki parasızlık dönemi… Kimi insanın kısa bir seyahat etmeye bile mecali yokken bazı özgür ruhlu gençleri sırtlarında çantalarla yollarda görüyoruz. İlla da sırt çantalı, sandaletli, marjinal şekilli gezgin olmalarına da gerek yok tabii. Önemli olan şeklini gezgin haline sokmak değil, seyahatin ruhunu kavrayıp hayatın sunduğu fırsatları yakalamak işin özü. Hayat dediğiniz bugün var yarın yok yani kimsenin yarına çıkmaya senedi yok demek ki çok takılmamak lazım geliyor. Bırakın hayat sizi yormadan siz kendi kendinize gezerek yorulun. Küçücük çocukların bile öldüğü bir dünyada bizim yaşama şansımız ne kadar çok olabilir ki zaman varken, sağlığınız yerindeyken gezmenize hayattan tat almanıza bakın sonuçta öbür tarafa bir kefene sarılıp gideceğiz hepimiz ve kefenin cebi yok. O yüzden hayatı çok da ciddiye almayın, tavsiyem. Eğer gezip dünyayı görme şansınız varsa, bırakın şu dünyevi kaygıları. Bir gün bu şansı bulamama riskiniz olduğunu bile bile fırsatları tepmeyin, uygun zamanınızı boşa harcamayın. Yolunuz düşerse bana da beklerim sevgiyle kalın İclal.

Uyanmayı bile bilmek lazım

  • Posted on Mayıs 31, 2016 at 23:29

Sabah yataktan kalkarken neler yapıyoruz yani nasıl uyanacağımızı biliyor muyuz? Sanırım bilmiyoruz çünkü herkesin eklem ağrıları stresleri artmış durumda haksız mıyım? Sabah gözünüzü açtığınızda öyle hemen bir telaş yataktan çıkmayın. Önce sağınıza dönün kan akışınızın hızlanmasını sağlayın sonra yatakta yavaşça doğrulun bir az oturun sonra kalkın. Kalktıktan sonra mutfağa koşup ısıtıcıya su koyuyor o arada da hemen cep telefonundan sosyal medya hesaplarınıza ve maillerinize bakıyorsunuz bunu da yapmayın. En azından yarım saat sadece aynada kendinize bakın ısıtıcıyı kapatın hemen kendinize limonlu bir su hazırlayın. Limonlu su içerek başlayın güne bunu ben demiyorum bütün uzmanlar bu aralar limonlu su diyorlar. Demek ki evde hep taze limonunuz olacak hatta Balıkesir travestilerinden Su gibi balkonunuzda küçük bir limon saksınız bile olabilir böylece hiç limonsuz kalmazsınız. Uyandığınızda ilk yaptığınız saate bakıp, servise ya da otobüse yetişmeye çalışmaksa, bu telaş hali tüm gününüzü etkileyebilir. Yataktan kaktıktan sonra hafifi bir spor yapın ya da gerinin. Vakit varsa biraz spor yanında meditasyon size çok iyi gelecektir güne zımba gibi başlarsınız. Limon suyunuzu hazırlarken gün için yapmanız gereken şeyleri düşünün. Fakat her şeyi düşünüp bir plana sığdırmaya kalkmayın. Kendinize o gün özellikle yapmanız gereken üç hedef koyun. Meditasyon yapmak birçok insan için sıkıcı veya vakit kaybı olarak görülebilir fakat uyandığınızda yaptığınız meditasyon gününüzün iyi geçmesini sağlayacaktır. Rahat bir pozisyonda oturun ve bir yere odaklanarak hiçbir şey düşünmemeye çalışın. Buna birkaç dakika devam ederek zihninizi boşaltın. Etraf stresle depresyonla boğuşan sağlıksız insanlarla doldu çünkü artık kendimize vakit ayırmayı unuttuk. Yaşam derdine düştük evet yaşam hayatta yapılacaklar önemli ama en önemlisi sensin. Kendine ne kadar çok zaman ayırırsan o kadar mutlu ve huzurlu olursun. Unutmayın diye tekrar ediyorum. Yataktan istediğiniz şekilde kalkabilirsiniz fakat kalkış pozisyonunuzun doğru olduğundan emin olun. Yataktan doğru şekilde kalkmanın tek yolu var;  önce sağınıza doğru dönün, bu kalbe giden kan basıncını azaltacaktır. Ardından oturur pozisyona geçin ve yavaşça ayağa kalkın. Bunu yapmanız çok önemli lütfen sağlığınıza dikkat edin sevgiyle kalın İclal.

Mutluluk veren dostlar

  • Posted on Mayıs 25, 2016 at 00:21

“En değerli çabalarınızın arkadaşlarınız tarafından lanetleneceğini bilin. Siz mükemmel oldukça en çok acıyı çekecek onlardır.”Eğer mutluluklarınızı paylaşacak dostlarınız varsa şanslısınız demektir. Zamana ayak uydurmak zorundayız. Teknoloji çağında yaşıyoruz. İlişkilerimiz de bu çağa göre değişti. Olumlu değişiklikler de var ama olumsuzlar da var. Çocukluğumdan beri duyduğum bir söz vardır;“İyi gün dostu bulmak kolay, önemli olan kötü gün dostu bulmak. İyi günde herkes yanında olur, ama kötü günde yanında kimse kalmaz.”Herkes kötü gün dostu bulamaz neyse ki ben yıllar önce rastladım kötü gün dostuma kendisi İstanbul travestilerinden ama burada adını vermek istemiyorum o hep sadece benim dostum kalsın biraz bencillik yapayım. Eğer kötü günde yanımdaysa o benim gerçek dostumdur. Bu bakış açısının yanlış olduğunu savunmuyorum. Gerçekten insan sıkıntılı gününde dostlarını yanında görmek istiyor. Aynı anda iki arkadaşıma gitmek zorunda kalsam hep sıkıntısı olanı tercih ettim. İyi olan nasıl olsa mutlu, onunla olmasam da olur diye düşünmüştüm. Mutsuz olanın daha çok ihtiyacı olduğunu düşünmüşümdür. Çevremdeki birçok insan da aynı şeyi düşünüyor. Ama son zamanlarda bir şey fark ettim. Bu konu üzerinde düşündüm ve biraz da araştırma yaptım. Bir de baktım ki kötü gün dostu bulmak ne kadar zorsa iyi gün dostu bulmak da zormuş. Şaşırmayın lütfen. Bazı insanlara dikkat edin ne zaman siz ağlıyorsunuz başucunuzda olur. Siz ne kadar kötü olursanız onun size olan şefkati daha da büyür. Ama siz başarılara imza atın bakalım o kişiyi yanınızda bulabilecek misiniz? Çok iyi bir evlilik yapın. Kariyerinizde yükselin, çok para kazanın işte o zaman o kişilerin size yaklaşımı biraz mesafeli olur. Bu söylediklerimden yanlış anlaşılmalar olmasın ama bir gerçeği de anlatmadan edemezdim. Bazı insanlar sadece mutsuz anlar için yaratılmışken bazıları da iyi günleri severler ve sadece o günlerde yanınızda olurlar bu durumdan dolayı hiç kimseyi suçlamıyorum. Çoğunlukla ben de yaşıyorum böyle durumları mesela ben iyi gün dostu sayılabilirim çünkü neşenin ve eğlencenin içinde olmak bana mutluluk veriyor ama bir insanı nasıl teselli edeceğim hakkında en ufak bir bilgim yok ve böyle durumlarda Fransız gibi kalıyor yapmacık oluyorum.  Saygılar İclal.

Gençlik sırları

  • Posted on Mayıs 18, 2016 at 00:42

Ciltteki yaşlanmaya bağlı lekelere, sarkmalara ve kırışıklıklara karşı en etkili yaşlanma karşıtı yöntemlerden biri de somon DNA’sıdır. Özellikle dekolte, göğüs ve boyun bölgelerinde etkili olan bu yöntem, ameliyata gerek kalmadan sarkmaları da toparlıyor. Zaten biz kadınların kırk yaşından sonraki en büyük sorunu bu sarkmalar değil mi? Somon DNA’sı” yani cilde görünür gençliğini yeniden kazandırma işlemi; klinik olarak kanıtlanmış, yepyeni ve üstün bir yaklaşım sunar. Bu sistem, polinükleotidler ve hyaluronik asit moleküllerinin cilde zerk edilmesiyle uygulanır. Bu moleküller vücudun tamamen doğal elemanlarıdır. Polinükleotidler, somon balığı spermlerinden elde edilen DNA molekülleridir. Hyaluronik asit ise bağ dokumuzun temel maddesi olup, cildimizin nem dengesini sağlamaktadır. Her daim sağlıklı, genç, pürüzsüz ve ışıltılı bir cilde sahip olmak için, cilt bakımına gereken özeni göstermemiz gerekir. Cildinizi iyi tanıyın, ona zaman ayırın. Cilt yapısını iyi değerlendirebilmek için gerekirse bir uzmandan destek alın. Uzman desteği ile capcanlı bir cilde kavuşan Ankara travestilerinden Bade ne demek istediğimi anladı ama anlamayan travesti dostlara da anlatalım.Çünkü zamanla ve çevresel faktörlerin etkisiyle kaçınılmaz olarak cilt kalitesi bozulmaktadır. Kolajen ve elastik lifler parçalanır ve vücudun kendi hyaluronik asit miktarı ve işlevi değişir. Somon DNA‘sının farklı cilt ihtiyaçlarına yönelik uygulamaları vardır. Olgun, güneş hasarlı ciltlerde, genç ciltlerde, cilt gençliğini korumak ve sürdürmek amacıyla, dolgu gibi diğer yöntemleri istemeyen ya da ihtiyacı olmayan kişilerde kullanıma uygundur. Göz çevresinin aydınlatılması, yeniden yapılandırılması ve şişlik-koyu renk halkalarının giderilmesinde uygulanmaktadır. Bu uygulama çok acılı değildir. İnce iğne enjeksiyonları ile cilde verilir. Öncesinde uygulayacağımız lokal anestezik kremle iğneleme işleminin getirdiği acıyı düşürmekteyiz. Bu aşı, tek başına kullanılabilir veya dolgular, botulinum toksini, lazer, peeling, radyofrekans gibi yöntemlerle kombinasyon oluşturulabilir. Hepimizin tek dileği sanırım yaşımız kaç olursa olsun güzel görünmek bir nevi yaşlanmadan ölmek de diyebiliriz. Yaşlanmak yer çekimine karşı koymak demek sanırım bunun için uzayda yaşamamız ya da estetik operasyonlar yaptırmamamız gerekiyor. Uzayda henüz yaşam olmadığına göre biz de en kolay ve en acısız yöntemleri bulmak ve uygulamak zorundayız. Genç kalmanın bir sırrı da mutlu olmak olduğuna göre hepinize mutlu ve sağlıklı günler dilerim İclal.

En değerli giysimiz

  • Posted on Mayıs 11, 2016 at 00:38

İtiraf etmeliyim ki başlığı reklamlardan çaldım ama bu konuya tam uyduğunu düşünüyorum. Gerçekten de en değerli giysi bir kadın için cildidir. İnsanların en önce cildimize dikkat çektiğinden haberimiz var ve istiyoruz ki cildimiz hiç yaşlanması her zaman genç ve güzel kalsın. Öyleyse ilk olarak cildimizi nasıl ilk doğduğumuz günkü gibi pürüzsüz tutabiliriz onu öğrenmeliyiz. Pürüzsüz kusursuz bir cildi kim istemez ki tabi ki bütün kadınlar ister. Öyleyse bunu elde etmek için biraz gayret göstermek çaba göstermek zorundayız. Önemli olan cilt tipimizi tanıyıp, onun istek ve ihtiyaçlarına göre doğru bakımın uygulanmasıdır. Düzensiz beslenme, aşırı diyetler, stres, alkol veya sigara kullanımı, antioksidan ve vitaminlerin yeterince kullanılmaması gibi içten verdiğiniz zararlar maalesef cildimizi yıpratır. Cildimizi nemli tutmak çok önemlidir. İyi bir nemlendirici ile cildimizi her gün nemlendirelim ki kuruyup pullaşma yapmasın. Güneşten ve diğer çevresel faktörlerden koruyun, mutlaka güneş koruyucu kullanın. Evde değişik gıdalarla maske yapabileceğiniz gibi güvenilir markaların maskelerini de alabilir ve siyah noktalar, gözeneklerden cildinizi arındırmalısınız. Ben haftada bir kez peeling yaptığım cildime ayrıca doğal maskeler hazırlıyorum mesela kahve telvesi çok iyi bir gerginleştiricidir ama sonrasında mutlaka nemlendirin. Yoksa cildiniz kuruyup gerilir ve kırışmalar baş gösterebilir. Ancak daha profesyonel desteklerden de zaman zaman faydalanmalıyız. Öyle ki yeni nesil cilt bakımları bu konuda birçok parametreyi içerdiği için çok kıymetli uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistem; kalsiyum karbonat ve sitrik asit karışımından oluşan, efervesan tablete benzer bir başlıkla çalışıyor. Cilde jel şeklinde zengin bir karışım sürüldükten sonra başlık bu jel üzerinde yavaşça gezdiriliyor. Sonrasında jel hafifçe köpürmeye başlıyor, çünkü jelin ve başlığın bir araya gelmesi deri yüzeyinde bir karbondioksit oluşumunu başlatıyor, cildimiz de deri yüzeyinde artan bu karbondioksit miktarını dengelemek için yüzeysel kan dolaşımındaki oksijen miktarını artırıyor. Bilmemiz gereken yıpranan bir cildin pek çok işlemden geçse bile eskisi gibi olmayacağı gerçeğidir bu nedenle biz baştan önlemlerimizi almalıyız. Bir de makyaj malzemelerini her gün kullanmak yerine ara sıra kullanarak cildimizin kapanmasına oksijensiz kalmasına izin vermeyelim. Bazı kadınlar yürüyüşe çıkarken bile kapatıcı kullanmayı tercih ediyorlar ve bu yüzden kısa zamanda ciltlerinde istenmeyen lekeler ortaya çıkıyor. Kendinize iyi bakın sevgilerimle İclal.

Bu yaz ne moda?

  • Posted on Nisan 9, 2016 at 01:20

Yaz gelmeden gardrop düzenleme telaşına giren travesti bireyler için yaz renklerini hakkında kısa bir araştırma yaptım. Gerçi siz televizyonlardaki moda programlarından çoktan takip etmişsinizdir ama ben yine de yazayım belki hala haberi olmayanlar vardır.

Bu yazın moda trendlerinin çizdiği resim adeta renklere aşık bir ressamın tuvali gibi. Bu tuvalde yer alan teknolojik kumaşlar, brokarlar, tüller ve püsküller adeta renklerle dans ediyor. Yazın renk skalası sadece ön plana çıkan kuvartz mavi ve gül pembesiyle sınırlı değil. Karşımıza, başta turuncu olmak üzere lame, gri, beyaz, sarı, yeşil, ve mavinin her tonu çıkıyor. Batik baskılar ve tropikal desenler ise hem safari havasını ve doğaya dönüşü simgeliyor. Rengarenk giyinmeyi seven Antalya travestileri sanırım bu yaz size gülümseyecek ama Bolu travestileri gibi koyu renkleri seçenler varsa onlar biraz demode kalacak görünüyor. Grafiklere dönüşmüş çiçekler, geometrik oyunlar ve tabii çizgiler yeni sezonda renklerle iç içe. Dantel ve uçuşan tüller sadece gecelere değil, gündüz şıklığına da imza atıyor. 60’ların zarif stili, romantik renkler ve tasarımlarla bütünleşiyor. Renkleri bloklar halinde kullanmak ise geometrik modaya özgü. Zıt renkler büyük parçalar halinde üzerimizde taşınmaya hazır hale geldi.Moda haftalarına baktığımızda, özellikle de söz konusu haute couture olduğunda bu yılın en dikkat çeken renginin lila olduğu aşikar. Armani, Elie Saab ve Zuhair Murad gibi isimlerin tasarımlarıyla başlayan bu trend, sokakları da etkisi altına alacak gibi görünüyor. Lilanın en güzel tonlarını Oskar törenlerinde gördüğümüzü de unutmamak gerek.Renklerle öne çıkan detaylardan biri de fırfır, kabarık kollar ve gömleklerin ön kısmına eklenen viktoryen detaylar. Spor tarzla birleştiğinde hayli eklektik görünen tasarımların alametifarikası tabii ki cıvıl cıvıl çiçek detayları ve 80’lere gönderme yapan hacimli silüetler. Renkler sadece kıyafetlerimizi değil ruhumuzu da etkiliyor. Yüksek topuklu ve dekolte ayakkabılar da bu yaz rengarenk. Ayakkabılar feminen enerjisiyle sadece kıyafetleri değil aksesuar dünyasını da etkisi altına alıyor. Çiçekli kolyeler ve küpeler ise canlılığın tamamlayıcıları rolünde. İsteyen beğenip giyebilir renk renk seç al demişler. Sevgilerimle travesti iclal.

Kendi içine dönüş

  • Posted on Nisan 1, 2016 at 01:17

Hayatında memnun olmadığın doğru gitmeyen şeyler varsa önce kendi içine bakmalısın. İçine sevgiyle bakmayı bilmelisin. Dışarıda olan her şeyi bilmenize imkan yoktur. Siz sadece kendi içinize danışarak doğru ve yanlış hakkında bir fikir yürütebilirsiniz. Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir yanlıştır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle neyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır. Teslim olmayı bilen travesti bireylerin böyle ikilemlerle işi olmaz. Her şeyi bilme kaygısı taşıyanlar aynı zamanda çok da yanılırlar. Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız. Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz. Başına kötü şeyler gelen Antalya travestilerinden bir dostum bu senin suçun değil ama üzülmek en doğal hakkın önlemek için yapabileceklerin sınırlıydı. Sen zaten olmaması için kendinle kavga ettin, yarıştın ama olacak olan mutlaka olur diye bir j-kural vardı. Sen sadece bunu akıl edemedin. Ya da Oprah’ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, “Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir.” Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.Kendi içinde ara soruların cevabını seni iyileştirecek her cevabı orada bulacaksın. Sevgilerimle travesti İclal.

 

Uyku problemi olanlar için

  • Posted on Ocak 15, 2016 at 01:04

Öncelikle karar verin; iyi bir uyku mu, yatakta sosyal medya keyfi mi? Kararınız iyi bir uykudan yanaysa siz en iyisi o telefonu yavaşça yere koyun. Çünkü bu cihazların yaydığı mavi dalga ışıklar, beyne kendini gündüzmüş gibi hissettiriyor. Yatakta telefonsuz kalmak beyninizin çalışma hızını yavaşlatır, daha kolay uykuya dalmanızı sağlar. Karanlık, uykuyu kolaylaştıran melatonin hormonunun daha çok salgılanmasını sağladığından yatak odanızın karanlık olmalı şart. Uzmanlar kalın ve koyu renk perdeleri tavsiye ediyor. Zaten kalın ve koyu renk perdeler bu sene yeniden moda oldu Ankara’da yaşayan travestiler sosyete pazarında harika perdeleri çok ucuza bulabilir. Ben de ara sıra sosyete pazarından evime küçük ve şık şeyler alıyorum. Kaliteli ve ucuz olmaları tercih nedenimdir. On iki yılda bir yatağınızı değiştirin ve mutlaka kaliteli bir yatak seçin. Kedi otu, uykusuzluğa karşı sık kullanılan bitkilerdendir. Yatmadan yarım saat önce aldığınız takdirde, uykuya olan direncinizi kırar, güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur. Ayrıca yatakta ayaklarınızı ısıtacak bir partneriniz yoksa yünlü ve bol bir çorap giyerek uyuyabilirsiniz ayaklarınız ısındığında kan dolaşımı hızlanacak ve daha rahat uykuya dalacaksınız. Her gece ılık duş alan Bursa travestileri, Adana travestileri, İzmir travestileri aferin size böyle devam çok doğru yapıyorsunuz sıcak değil ılık duş metabolizmanızı hızlandırır ve uykuya hazırlar. Yetişkinlerin günde en az yedi saat uyuması şart diyen uzmanlar özelikle gün aydınlanmadan yani hava karanlıkken uyumanın daha yararlı olduğunu da ekliyorlar. Bir yerde okumuştum ama ne derece doğru bilmiyorum ama çıplak yatmak daha sağlıklı diyordu yazı,çıplak yattığımızda bedenimize daha fazla hakim oluyormuşuz daha hiç denemedim ama deneyenler varsa yorumlarını bekliyorum.Çıplak yatmayacak olanlar ise doğal kumaştan yapılmış gecelik ya da pijama tercih etsinler sırf güzel duruyor saten ya da ipek kumaşlarla uyumaya katlığınızda daha fazla terlediğinizi fark etmişsinizdir.Son olarak size travesti İclal’in gece uyku sırrını vermek istiyorum kış aylarında gerçek bitter çikolatan yapılmış doğal süt eklenmiş bir sıcak çikolatalı süt yaz aylarında ise soğuk süt içmek beni uykuya hazırlıyor. Bir de gün içerisindeki olumsuzlukları düşünmemeye gayret gösterin hayatın derdi bitmez bari yatağa taşımayın. İyi uykular güzeller.