Displaying 1 - 10 of 304 entries.

Uyku problemi olanlar için

  • Posted on Ocak 15, 2016 at 01:04

Öncelikle karar verin; iyi bir uyku mu, yatakta sosyal medya keyfi mi? Kararınız iyi bir uykudan yanaysa siz en iyisi o telefonu yavaşça yere koyun. Çünkü bu cihazların yaydığı mavi dalga ışıklar, beyne kendini gündüzmüş gibi hissettiriyor. Yatakta telefonsuz kalmak beyninizin çalışma hızını yavaşlatır, daha kolay uykuya dalmanızı sağlar. Karanlık, uykuyu kolaylaştıran melatonin hormonunun daha çok salgılanmasını sağladığından yatak odanızın karanlık olmalı şart. Uzmanlar kalın ve koyu renk perdeleri tavsiye ediyor. Zaten kalın ve koyu renk perdeler bu sene yeniden moda oldu Ankara’da yaşayan travestiler sosyete pazarında harika perdeleri çok ucuza bulabilir. Ben de ara sıra sosyete pazarından evime küçük ve şık şeyler alıyorum. Kaliteli ve ucuz olmaları tercih nedenimdir. On iki yılda bir yatağınızı değiştirin ve mutlaka kaliteli bir yatak seçin. Kedi otu, uykusuzluğa karşı sık kullanılan bitkilerdendir. Yatmadan yarım saat önce aldığınız takdirde, uykuya olan direncinizi kırar, güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur. Ayrıca yatakta ayaklarınızı ısıtacak bir partneriniz yoksa yünlü ve bol bir çorap giyerek uyuyabilirsiniz ayaklarınız ısındığında kan dolaşımı hızlanacak ve daha rahat uykuya dalacaksınız. Her gece ılık duş alan Bursa travestileri, Adana travestileri, İzmir travestileri aferin size böyle devam çok doğru yapıyorsunuz sıcak değil ılık duş metabolizmanızı hızlandırır ve uykuya hazırlar. Yetişkinlerin günde en az yedi saat uyuması şart diyen uzmanlar özelikle gün aydınlanmadan yani hava karanlıkken uyumanın daha yararlı olduğunu da ekliyorlar. Bir yerde okumuştum ama ne derece doğru bilmiyorum ama çıplak yatmak daha sağlıklı diyordu yazı,çıplak yattığımızda bedenimize daha fazla hakim oluyormuşuz daha hiç denemedim ama deneyenler varsa yorumlarını bekliyorum.Çıplak yatmayacak olanlar ise doğal kumaştan yapılmış gecelik ya da pijama tercih etsinler sırf güzel duruyor saten ya da ipek kumaşlarla uyumaya katlığınızda daha fazla terlediğinizi fark etmişsinizdir.Son olarak size travesti İclal’in gece uyku sırrını vermek istiyorum kış aylarında gerçek bitter çikolatan yapılmış doğal süt eklenmiş bir sıcak çikolatalı süt yaz aylarında ise soğuk süt içmek beni uykuya hazırlıyor. Bir de gün içerisindeki olumsuzlukları düşünmemeye gayret gösterin hayatın derdi bitmez bari yatağa taşımayın. İyi uykular güzeller.

 

Yaşarken ölmek

  • Posted on Ekim 29, 2015 at 22:41

İnsanlar sen onları hayatında tuttuğun sürece senin hayatında yer bulurlar. Göz yumduğun kadar dürüst davranırlar. Senin onları affettiğin kadar iyi olurlar. İnsan geride bıraktıklarını özler, elinin altındakilerden sıkılır, ulaşamadıklarına tutulur ve ulaşılmaz olan hep aşk olur!

Bugünlerde beni bir kişisel gelişim kavramı sardı ki sormayın öyle güzel sözler okuyorum ki adeta etkisinden kurtulamayıp sizinle paylaşma gereği duyuyorum. Mesela şu sözdeki anlama bir bakın.” Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak istersen, nabzına değil onuruna bak, onur yerinde duruyorsa yaşıyordur.” Öyleyse onurumuzu asla yerlerde çiğnetmeyelim her şeyimizi kaybetsek de onurumuzu kaybetmeyelim. Hala açlıktan ölenler varsa dünyada, Aslında ölen insanlar değil; insanlıktır.

Ölüm hayatta büyük kayıp değildir. Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde ölenlerdir. Her gün televizyon kanallarından, gazetelerden mülteci dramını izliyoruz. Savaşlarda ölen çocukları izliyoruz ama kılımız bile kıpırdamıyor film seyreder gibi uzaktan sadece bakıyoruz. Burada ölen o çocuklar olamaz olsa olsa bizim insanlığımızdır ölen, gömmek için toprak bile kabul etmez bu duyarsızlığımızı ama hala yerimizde oturup neydi o laf klavye kahramanlığı yapıyoruz. Ben travesti İclal olarak ölen her çocukla birlikte yaşarken ölüyorum. Cevap vermen gereken tek kişi, Her sabah aynaya baktığında gördüğün kişidir. Vicdanın sızlıyorsa hala insanlık kırıntısı taşıyorsundur. Yok içinde bir yerlerde bir acı duymuyorsan Ankara travestilerinden bir bireyin dediği gibi sana geçmiş olsun.

Çoğu insan nasıl yaşanacağını, ancak ölme vakti geldiğinde öğrenir, çok yazık. Çoğu insan ömrünün en güzel yıllarını, bir apartman dairesinin odasında, televizyon seyrederek geçirir. Çoğu insan yirmi yaşında ölür ve seksen yaşında da gömülür. Bunun, sizin başınıza da gelmesine lütfen izin vermeyin.

Eğer kim olman gerektiği hakkında en ufak bir fikrin dahi yoksa arabalara, evlere ve giysilere sahip olmak tamamen anlamsızdır. Bu yüzden hayatta daha fazlasına sahip olmaya çabalamaktan vazgeç ve hayat için daha fazlası olmaya çalış. Sonsuz mutluluğun yattığı yer burasıdır. Dünyada sadece sen olsaydın mutlu olup olmadığını anlayamazsın insan kalabalıklarda yaşayabilen bir canlıdır yalnızlık bize göre değil. O zaman tüm insanlara ve insanlığa dair bir şeyler yap. Sevgiyle kalın insan kalın.

Konuşmadan anlaşmanın yolu

  • Posted on Eylül 1, 2015 at 22:52

Sadece bedeninizi kullanarak kendinizi anlatmanın bir yolu beden dilini kullanmaktır. Beden dili dünya üzerinde kabul görmüş, yıllardır uygulana bir yöntemdir ve bildiğim kadarıyla birçok kurum bu konu hakkında kurslar açıp dersler vermektedir. Basit birkaç kuralla bende size bu yazımda beden dilinden bahsetmek istiyorum.

Parmaklarınızı çıtlatmak ya da masaya vurmak boynunuzu kıtlatmak bacaklarınızı sallamak gibi gerginliğinizi belli eden tik benzeri hareketlerden kaçının Bu imajınızı zedelemekle kalmaz karşınızdaki kişinin dikkatinin dağılıp rahatsız olmasına yol açar. Hissettiğiniz her şey beden dilinize oradan da karşınızdaki kişilere yansır. Bu yüzden duygularınızı yönlendirin pozitif düşünceler besleyin. Olumlu düşünme konusunda da yazılmış pek çok kitap var onlardan yardım almayı unutmayın. Güler yüz yılanı bile deliğinden çıkarır. Pozitif bakış ve güzel bir gülümseme karşısında kimse sizin için kötü düşünceler beslemez. Ellerinizi yüzünüzde gezdirmek ya da bir yere vurmak yerine konuşmanızı güçlendirici araçlar olarak kullanın. Anlattıklarınızın etkisini artırmak için abartıya kaçmadan ellerinizle açıklamalarınıza güç katın. Tarif ettiğiniz bir şeyin büyüklüğünü etkisini ifade etmek için uygun el hareketleri kullanabilirsiniz Ancak ellerinizin oradan oraya savrulmasını önleyin onları kontrol etmeyi bilin. Aşırı derecede acemi, bilgisiz ve heyecanlı görünmemek de çok önemlidir. Önce karşı tarafa güven vermek sonra kendinizi anlatmak zorundasınız. Ben hayatımda beden dilini İstanbul travestilerinden Azra kadar iyi kullanan başka birini görmedim. Adeta hiç konuşmadan sadece mimik ve beden dili ile kendini anlatıyor.

Karşınızdaki kişiyle aranızdaki mesafe bir metreden az olmasın. Bu mesafe yakınlık derecesine ve konuşulan konuya göre değişir ama rutin kural budur. Karşınızdakinin kişisel alanına dâhil olmayın aksi takdirde sıkılmasına ve dikkatinin dağılmasına yol açarsınız. Bu durumda uzun bir sohbet de hayal olur. Kuralları doğru uygulayın asla kaybetmeyeceksiniz. Diyelim ki biri size sesleniyor boynunuzu son hızla aniden o yana çevirmek yerine yavaş ve sakin bir şekilde yönelirseniz daha kendinden emin bir duruş sergilersiniz. Öyle kaçak göçek bir iş yapıyormuşçasına hızlı hareketler her zaman kuşku doğurur.

Karşınızdaki kişiyle aranızda eşitlik olması da çok önemlidir o ne yapıyorsa siz de onu yapın.  Asla yanılmayacak olan tek dil beden dilidir ve artık onu doğru kullanmak size kalıyor. Hoşcakalın.

 

Sıcaklara klimalı savaş

  • Posted on Ağustos 4, 2015 at 22:29

Ben bu seneki kadar sıcağı bu yaşıma kadar görmedim. Evde haşlanmış yumurta misali pişiyorum. Kiminle sohbet etmeye kalksam ilk cümle hep ay çok sıcakla başlıyor ve ne olacak böyle halimiz diye devam ediyor.

Ben sanırım bir çözüm buldum ve evime klima taktırdım. İşin açıkçası klimayı bugüne kadar çok elektrik harcıyor diye tercih etmemiştim.  Ama geçenlerde samsun travestilerinden Aşkın’ın inverter klima taktırdığını ve çok az elektrik tükettiğini duyunca fikrim değişti. Son yıllarda enerji tasarrufu sağlayan inverter teknolojisine sahip klimalara artan talebe rağmen, bu tip klimaları taktıranların yüzde seksenin klimayı yanlış kullandığını biliyor muydunuz? O zaman bugünkü görevimin doğru klima nasıl kullanılır ona özgü olmasına karar verdim ve sizler için kısa bir araştırma yaptım.

Öncelikle evimizde konfor sıcaklığını yazın 23-26 derece, kışın ise 20-24 derece aralığında tutarak enerji tasarrufu sağlayabiliriz gerçi kışın klima yerine doğalgazla ısınmak daha ucuza gelebilir o yüzden ben sadece yaz kısmıyla ilgileniyorum. Klima kullanılan alanlarda özellikle çok sıcak günlerde perde, jaluzi ve kepenklerle güneş ışınlarının içeri girmesini engelleyerek enerji tüketimini azaltabilirsiniz. Klima açıkken cam kapı açmayarak, tıpkı arabanızdaki klimayı çalıştırdığınız mantıkta kullanın.

Klimanın iç ve dış ünitesinin hava giriş-çıkış yerinin kapanmamasına dikkat edip, dış üniteyi binanın daha az güneş alan tarafına monte ettirerek, soğutmanın olumsuz etkilenmesinin önüne geçebilirsiniz. Ben evin kuzeye bakan balkonunu tercih ettim bilindiği üzere kuzey her zaman en serin yerdir. Nemin yoğun olduğu günlerde klimayı nem alma modunda çalıştırarak daha az enerji harcayıp, konfor artışı sağlayabilirsiniz. Eğer eski bir binadaysanız yalıtımı yenileyip, iç ısı dengesini daha uzun koruyabilir, enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz. Binanın dış yalıtımı çok kötüyse zaten o evde kışın da ısınma giderleriniz fazla olacağından mümkünse travesti İclal gibi kendinize yeni bir ev arayın. Periyodik bakımlarla cihazınızın ömrünü uzatabilir ve yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçebilirsiniz.

Aldığınız bütün önlemlere rağmen hala çok sıcak ise kalkın deniz kenarına gidelim. Galiba bu yaz için en iyi seçenek sahil kenarlarında pineklemek olacak. Mümkünse otelde klima olsun.Sevgilerimle.

 

 

 

 

Tek başına ve dimdik

  • Posted on Haziran 25, 2015 at 21:18

Bu dünyada herkesin bir eşi vardır diye düşünmek, günün birinde dengimizi bulacağımıza inanmak güzel duygular fakat maalesef herkes istediği ve umduğu hayatı yaşamak konusunda yeterince şanslı olamıyor.

Hiç ummadığınız bir anda bu dünyada tek başına yaşamak zorunda kalabilirsiniz ve bunun için endişe etmek, korkmak gibi duygulara kapılmak, umutsuz olmak da bizi mutlu etmeyecektir. Sevgilisinden yeni ayrılan Ankara travestilerinden Ayça bir süredir koca bir evde tek başına yaşıyor ve ondan son duyduğum söz “oh be dünya varmış” oldu. yalnız kalmak dünyanın sonu değildir onun da güzel yanları vardır ve yalnız yaşama sanatını öğrenmek için yalnız kalmaya ihtiyacımız var. Ayrılık neresinden bakarsanız bakın, insan hayatında derin izler bırakan; sosyal, psikolojik, duygusal ve maddi sıkıntılar yaşamasına neden olan zorlu bir süreçtir. Eğer sevgililerden  biri birlikteliği henüz kafasında bitirmeden bu süreci yaşıyorsa, o zaman bu süreç daha zor hale gelir. Ama ne olursa olsun çaresiz değildir ve aslında bu dünyaya yalnız gelmeyi becerebilen bir insanın yalnız yaşamaya alışması da zorlu bir süreç olsa de imkansız değildir. Ben mesela bir kaç yıldır yalnız yaşıyorum tabi ara sıra evime misafir geliyor ya da ben misafirliğe gidiyorum ama genel olarak eve geldiğimde zile basma ihtiyacı hissetmeden kendi kapımı kendi anahtarımla açıyor. Yemeğimi evde kendim yapıyor ve akşamları sohbet etmek istediğimde sosyal medya üzerinden iletişime geçiyorum. İşin açıkçası bu durum beni hiç rahatsız etmediği gibi hoşuma da gidiyor. Evde her şeyinize karışan, dağınıklığınıza kızan biri olmaması bir yerde özgürlük. Yalnız yaşamak hayattan izole olmak, kopmak değil; hayatı yeniden dizayn ederek yeniden keşfetmek, yeniden başlamaktır. Yalnız yaşayan kişilerin aslında yalnız olmadıklarını, kendileri gibi düşünen, kendileri gibi yaşayan, yaşamak isteyen, ortak kaygıları paylaştıkları yüz binlerce kişinin olduğunu görmeleri ve bu sosyal dışlanmayı yırtarak, yalnız olmadıklarını görmeleri bir yana, büyük bir sosyal güç olduklarını hissetmeleri ve kendisi gibi düşünen, kendisi gibi yaşayan kişilerle bir arada olmaları çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum.  Akşam çok sıkılınca bir travesti arkadaşımı evinde ziyaret ediyorum, deşarj olup evime döndüğümde kendimi çok rahatlamış hissediyorum. Bu şekilde bir hayatı en azından denemenizi tek başına ve dimdik ayakta durabilmeyi herkese tavsiye ediyorum. Sayğılarımla.

 

 

 

Mutlu’nun mutluluğu

  • Posted on Mayıs 21, 2015 at 20:54

Geçenlerde televizyon ekranlarında bir yarışma programında genç bir kızın şarkısından çok etkilendim. Kadife sesli bu genç kız şarkıyı o kadar duygusal okuyordu ki, merak edip, yarışmayı sonuna kadar izledim. Aslında ben bu tür yarışma programlarının insanlarının duygularıyla oynadığına inandığımdan prim vermemek adına pek izlemem. Ama genç kızın hem duru güzelliği hem de sesinin güzelliği karşısında büyülenmiştim. Yarışmanın sonunda benim de sesini beğendiğim genç kız hak ettiği üzere birinci seçildi. Artık müzik yapma hayali gerçek olmuştu.

O gün ekranda annesinin mutluluğu, gözlerinden okunuyordu. Nihayet kızının kötü talihi değişecek yeni bir hayata başlayacaktı. Üstelik Türkiye’nin en güzel sesli kadını Sibel Can genç kızı veliahtı olarak ilan etmiş, sonuna kadar arkasında olacağını söylemişti. Yarışmayı izlerken heyecana kapılıp, birkaç travesti arkadaşa telefon açıp genç kızı izlemelerini bile istedim. İzmir travestilerinden Sanat’ta benim gibi genç kızın sesine hayran kalmıştı.

Birkaç gün sonra sabah kahvaltısında gazeteleri karıştırırken, genç kızın evinin bahçesine giren bir kişi tarafından başından vurulduğunu okudum adeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Kim ne isterdi ki bu gencecik kızdan? Bu kız şu sıralar televizyonların haber programlarında adı sıkca geçen Mutlu Kaya idi ve sadece mutlu bir hayat sürmek isteyen genç kız televizyona çıktığından beri ailesinden ölüm tehditleri alıyordu. Bir insanın sadece şarkı söylediği için namussuz ilan edilmesi kadar alçakca bir düşünce olamaz. Babası bile karşı çıkmış bu işe  zamanında üniversite kazandığı halde okutmadığı kızını şarkıcı olduğu için suçlamıştı.

Mutlu Kaya ailesine ve kardeşlerine bakabilmek için Diyarbakır’da bir okul kantininde asgari ücretle çalışıyordu. Ama hayalleri arasında güzel yaşamak hak ettiği hayatı yaşamak vardı. İçinde büyüttüğü bu umutlarla programa katılmış İstanbul’a kadar gelmişti. Karanlık eller  Mutlu’ya mutluluğu çok görmüşler ne namus cinayeti diyerek onu öldürmek istemişlerdi. Kim di bu namus adına karar verme yetkisini kendinde bulanlar ve neye göre namussuz oluyordu insan. Üstelik bu tüm kadınların alın yazısıymış gibi istisnasız uygulanıyordu. Mutlu şimdi eski erkek arkadaşının silahından çıkan kurşunlardan dolayı yaşam savaşı veriyor. Umarım yeniden eski sağlığına kavuşup aramıza döner ve bizleri o güzel sesinden mahrum etmez. Ona bu zulmü yapanların da cezası bir gün mutlaka verilecektir. Dualarımız  seninle Mutlu Kaya sağlıkla kal.

Ne dinlersen o olursun

  • Posted on Nisan 16, 2015 at 21:21

Hayatında hiç müzik dinlememiş bir insan olabilir mi? İnsanların tarihi kadar eski olan müzik tarihi de çalgının icadı ile değil, acının ve mutluluğunun fark edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Ölülerinin ardından ağıt yakan, sevdiği insanlara övgüler dizenler her zaman şarkılar ve türküler söylemiş ve günümüze kadar gelen bir müzik akımı başlatmışlardır.

Müzik insanı dinlendirirken, ağlatır, hüzünlendirir, neşelendirir kısacası sizi alır ve ruhunuzu şekilden şekle sokar. Ne tür müzik dinliyorsanız o anda onun etkisi ile değişirsiniz. Mesela ben neşeli olduğum zamanlarda, asla arabesk dinleyemem. Açarım bir halk türküsü şöyle oynak olanlarından Bursa travestilerinden Ayça’yı da alırım karşıma müzik eşliğinde döktürürüm. Öyle her zaman ve her yerde oynamam ama bazen deşarj olmak da gerekli.

Bazen de dokunsanız ağlayacak halde olurum, işte o zamanda koyarım bir Orhan Baba, onunla birlikte söylerken, kendimden geçerim. Bazen ruh halinize göre şarkı tercihi yaparsınız bazen de şarkı türkü sizin ruh halinizi belirler ama ne dinlerseniz o oluverirsiniz.

Bir de yaşınıza göre müzik seçimi vardır bu aralar gençler yerli müzikler yerine yabancı müzikleri tercih ediyor mesela tıpkı altmışlı yıllarda yaşayan gençlerin yaptığı gibi kültüründen kopan, yozlaşan yabancı özentisi olan bu gençlere kendi kültürümüzden bir türkü dinletseniz beğenmiyorlar. Aşık Veysel deseniz hiç duymamışlar. Rahmetli Neşet Ertaş’ı hayatı boyunca dinlememiş bir insanın tarihten, kültürden bahsetmesi doğru olur mu?

Önce kendi kültürümüzde yer alan sanatçıları bir öğrenin sonra metal miş, rap miş dinler durursunuz. Gerçi müzik kültürü toplumun aynasıdır bir yerde mesela seksenlerde köyden kente göçün hızlanması, fakirlik ve sınıf farkı arabeski doğurmuş ve bir dönem arabesk parçalar orta sınıfın tek eğlencesi olmuştur. Daha sonra doksanlarla birlikte pop müzik öne çıkmış ve refah seviyesi yükselmiş, bilinç artmış insanlar göç ettikleri topraklara uyum sağlamışlardır. Kısacası müziği toplumların kültürlerinden ayrı tutmak imkansızdır. Şimdilerde akşama kadar bilgisayarın, tabletin başında dış dünya ile iletişim halinde olan genç bir nesil var ve onların tercihleri de bugünün kültürünü yansıtıyor. Ben tabi eskiyi de bildiğimden hepsinden ortaya karışık yapıyorum. Ruh halime göre koyuyorum bir  CD,  (eskiden olsa kaset derdik. Şimdi isimleri cd veya dvd oldu.) bakıyorum havama. Saygılarımla.

 

Herkesin desteğe ihtiyacı vardır

  • Posted on Mart 24, 2015 at 18:18

Hayat hiç ummadığınız anda sizi yarı yolda bırakabilir. İşte bu anlarda herkesin psikolojik bir desteğe ihtiyaç duyması kaçınılmazdır.  Ama nedense toplumda sadece deliler psikolojik destek almalı gibi yanlış bir inanış var. Yaşadığınız sorunlardan tek başınıza kurtulmak, yakın bir arkadaşınızla paylaşmak her zaman mümkün olmayabilir. Psikolog bana çare bulamaz, zaten onun söyleyeceği her şeyi biliyorum. Sırrımı kimseyle paylaşamam diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü ne sizin ne de yakınlarınızın altından kalkamayacağı bir yükü hafifletmek, sadece psikologların işidir.

Öncelikle psikolojik destek almak için çok ciddi bir probleminiz olması gerekmiyor. Psikolojik destek, kişinin günlük hayatı içinde karşılaşabileceği tüm sorunların üstesinden gelmesinde kişiye duygusal olarak rahatlık sağlar. Kısacası bir uzman görüşünün zararı olmayacağı gibi faydaları saymakla bitmez. Siz deli falan değilsiniz sadece insansınız. Depresyona girdiği için günlerce evinden çıkmayan İstanbul travestilerinden Azra’ya istersen psikolojik destek al dediğimde bana deli muamelesi yapmayın diye azarlamıştı. Maalesef bu bizim toplumun yanlı inanışları yüzünden sorunlarla tek başımıza mücadele vermek zorunda kalıyoruz. Oysa bir üçüncü göz, bizim görmediğimiz ya da gözden kaçırdığımız bir detaydan sorunumuza çareler üretebilir.

Sanıldığının aksine psikolojik destek almak bir güçsüzlük göstergesi değil, değişmek için atılmış cesur bir adımdır. Değişmek zordur ve cesaret ister. Kişi çevresini, yaşadığı olayları değiştiremez çoğu zaman ama bakış açısını değiştirebilir. Bu değişim cesaret ve çaba ister. Psikolog sorunu çözmez, sorunu çözmek için kişinin kendi kişiliğine, şartlarına uygun çözüm yolunu bulmasına yardımcı olur, ona ışık tutar. Kişi kendi çözümünü kendisi bulur. Terapist sihirli değnekle hayatına dokunmaz. Tozları halının altına süpürerek sadece bir süre onlardan kaçabilirsiniz ama gün gelir bir volkanik patlama tarzında sorunlarınız patlar ve altında ezilmekten kurtulamazsınız.

Bazı kadınlar ise psikolog tedaviye harcayacağı parayı alışverişte harcayarak düzeleceğini zanneder eğer öyle olsaydı zengin ve her istediğini alabilen insanların hiç sorunu kalmazdı. Gelin bunu bir kişisel mesele olarak ele almak yerine tıpkı diş ağrısı, baş ağrısı gibi bir hastalık olarak kabul edelim. Unutmayın herkesin desteğe ihtiyacı vardır. Bir kuru ekmek, kuru soğanla karın doyar da ruhumuzu ne ile doyuracağız. Kişinin en önemli hastalığı ruhsal hastalıktır ve zamanında müdahale edilmesini sağlamak için üzerinde acil yazılmasını sağlayacak tek kişi sizsiniz. Sağlıcakla kalın.

 

Aşk ve diyet ilişkisi

  • Posted on Şubat 17, 2015 at 19:45

diyet7

Sevgilisi olanlar hele bir de çok sevilenler için güzel bir haberim var. Yeni sevgiliniz sayesinde sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz. Öyle hemen ne alaka diye kestirip atmayın bir okuyun bakalım yazdıklarımı hak vermezseniz uygulamama hakkına sahipsiniz.

Umutsuz bir aşkın içine düştüğünüzde ilk önce iştahınız kesilir yediklerinizden tat alamaz duruma gelirsiniz ve haliyle zayıflamaya başlarsınız. Leyla gibi dolaşırken aklınıza gelmeyen yemeğin nedeni bu umutsuz aşkınız yani sevgilinizdir. Çünkü iştah diyetle birebir ilgilidir. Sevdiği erkekler evlenen kadınlar için kullanılan en yaygın sözün evlendikten sonra kendini koy verdi şiştikçe şişti eski güzelliği kayboldu sözüdür. Bu da tamamen doğru bir tespittir çünkü karşılıklı aşk bizi flört evresinde sağlıklı kılarak kilo almamızı engellerken evlilik aşkı öldürdü ve hop mutsuz bir hayatı yaşamaya başladık. Bu diyet yöntemini sizlere anlatmadan önce travesti Ayda ile birlikte test ettik ve kesinlikle çalışıyor.

Şimdi sağlığınız zararlı olan yiyeceklerin bir listesini yapın ve bu listeye sizi mutsuz eden eski sevgilinizin adını verin. Eski sevgilinize ne yaptığınızı hatırlayın. Üstüne bir bardak su içip, ondan ayrılmıştınız . Öyleyse bu yiyeceklerle de vedalaşıp, onlara hoşça kal bile demeden terk edin. Yağlı, tuzlu ve kalorili yiyeceklerden bir çırpıda kurtulduğunuzu fark ettiniz mi? Bu iş bu kadar basit hanımlar eski sevgiliye elveda ve yeni sevgiliye merhaba deme zamanı şimdi.

Kalbinize iyi gelen yeni sevgili için bir liste oluşturun bu listeye yeşil yapraklı sebzeler, kuru gıdalar, bolca kuruyemiş ve olmaz ise olmaz suyu ekleyin. Trans yağları kapı dışarı ettiğimize göre yeni tanıştığımız zeytin yağı ile lezzetli salatalar ve yemekler hazırlayalım. Yeni sevgili menüsünü yedikçe nasıl da mutlu olduğunuzu kısa sürede göreceksiniz çünkü yeni sevgiliniz sizin için bolca B vitamini içeriyor. B vitamini serotin hormonunun artmasına vesile olduğundan yüzünüz hep gülüyor ve stres size uzaktan bakmakla yetiniyor. Eski sevgilinizden izler de taşıyacaksınız elbette bunun için de kepekli ve lifli emekler tüketmeye başlayın. Kış aylarında salata yapmak için çeşitli yeşillikler piyasaya çıkıyor hepsinden alın ve akşam yemeği için şöyle sekiz renkli bir salata yapın. Omega için yanına da balık hazırlayın.  Akşam yemeğine ben İzmir travestisi Ayda’yı davet ettim siz de sevdiğiniz biri ile bu sağlıklı yiyecekleri paylaşabilirsiniz.

Bu yeni sevgili diyeti ile eski sevgilinizin size verdiği hantallıktan, mide kramplarından en önemlisi de stres ve depresyondan kurtulduğunuzu göreceksiniz. Yeni sevgiliniz ile sizlere mutluluklar dilerim. Hoşçakalın.

 

Kar sporları

  • Posted on Ocak 13, 2015 at 20:29

Kar sporları denilince akla ilk gelen kayak sporudur. Kayak ayağa takılan, uzun ve yassı, önleri hafif yukarı çıkıntılı, arkaya kıvrılan bir alettir. Bu aletle yapılan spora da kayak denmektedir.Altay dağlarında kullanılmaya başlanan kayak daha sonraları karlarla kaplı İskandinav ülkelerinin vazgeçilmez aksesuarları haline gelmiştir. Zaten kayak kelimesinin yani ski’nin kökeni de Norveç’den gelmektedir. İlk kış olimpiyatlarının tertibi ise 1924 senesinde Chamonixi’de yapılmıştır. Kayaklar, kayın, dişbudak ve sadece Amerika’da yetişen hickory isimli bir ağacın kerestelerinden imal edilir. Yalnız, hafif maden alaşımlarından, sentetik reçinelerden ve son yıllarda çelik kenarlı, plastik kaplamalı olarak yapılanları da vardır. Karın çok yağmasını fırsat bilerek bu kış tatil için ben ve travesti arkadaşım kayak yapmayı tercih ettik.

Kayak yapmak için öncelikle kayak malzemelerini temin etmek gerekir. Soğuk havada sizi koruyacak yün ve hafif kayak takımları almak kolay gibi görünse de oldukça pahalı ve zahmetli bir iştir. Biz de alışverişe çıkmadan önce fiyatların bu kadar yüksek olduğunu bilmiyorduk.Kayak sporu kış mevsiminde yapılması nedeniyle, kayak kıyafetleri seçilirken soğuk hava koşulları göz önüne alınmalıdır. Soğuğu ve suyu geçirmeyen, hava aldıran kıyafetler tercih edilmeli, ilk kez kayak yapacaklar içinse bu kıyafetlerin kiralanması daha uygundur. Seçimlerinizi bir uzmana danışarak yapmanız olası olumsuzlukları engelleyecektir. Kayak sporu için neler almalıyız? Öncelikle kayak montu, montun rüzgar ve kar geçirmemesi çok şişkin olmaması önemlidir. Kayak pantolonu seçerken içinde rahat edeceğiniz sizi sıkmayan ya da aşırı bol gelmeyen bir ürün seçmelisiniz. İçinize giyeceğiniz kıyafetlerin mutlaka termo olmasına özen gösterin. Termo vücut ısısını korurken sizi terletmez.

Kar gözlüğü olmadan kara çıkmak doğru bir davranış değildir. Gözleriniz uzun süre beyaza baktığınızda geçici körlük ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Kar gözlüğü buhar yapmayan, görüş alanı geniş olan UVA /UVB modellerinden seçilmelidir. Kar eldiveniniz ise hafif, rahat, üşütmeyen, rüzgar ve su geçirmeyen, terlemeyi engelleyen bir marka olmalı. Çorap alırken de aynı özellikleri aramalısınız. Güneş yanıklarından ve dudaklarınızın çatlamasından korunmak için de mutlaka güneş kremi ve dudak nemlendiricisi almalısınız. Bel ya da sırt çantası seçerken de aynı şekilde su geçirmeyen bir ürün tercih edilmelidir.

Tüm malzemeleri hayli para harcayıp tamamladıktan sonra kayak takımlarını kiralamaya karar verdik. İstanbul travestilerinden Sanat’la birlikte İstanbul’a en yakın kayak merkezine yola çıktık. Öncelikle kayak öğrenmek için kendimize özel hoca tuttuk, kısa sürede kaymayı öğrendikten sonra kendimizi sonsuz beyazlığın göbeğine attık. Kayak yapmak tam anlamıyla bir terapi gibi geldi bize ve senenin bütün yorgunluğunu attık. Siz de tatil için bize katılabilirsiniz. Hadi alışverişe.